

ATATÜRK ANITI.
Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecekti
M.KEMAL ATATÜRK....:

ADIM HASAN ÖCAL YETKİN 01 01 1952 ŞENKÖY DOĞUMLUYUM. ÇOCUKLUGUM İSKENDERUN'DA GECTİ..) YURDUN HEMEN HEMEN TÜM BÖLGELERİNDE AVLANDIM. YUDRUMUZ ÜZERİNDEN GÖÇ EDEN VE YERLEŞİK AV KUŞLARI, YABAN AV HAYVANLARININ ULAŞABİLDİĞİM KADARIYLA TÜM ÇEŞİTLERİNİDE AVLADIM DESEM ABARTMIŞ OLMAM.TÜM BOŞ ZAMANLARIMI AV PEŞİNDE KOŞARAK GEÇİRDİM... AVLANDIGIM SÜRE İCERİSİNDE İYİ BİR YOLDAŞ OLAN KÖPEĞİM HER ZAMAN MEVCUTTU.BU İŞİN MERAKLILARI BİLİR AV DOĞA İLE İÇ İÇE YAŞAMAK, DERELER IRMAKLAR ATLAYIP STRES ATMAK APAYRI GÜZELLİKTİR.AV VE YABAN HAYATI KORUMA BİLİNCİ BİZLERDE ÇOCUK YAŞTA USTA ÇIRAK İLİŞKİSİ İLE GÜÇLENDİ.BABAMDAN ALMIŞ OLDUĞUM EĞİTİMİN BANA ÇOK ŞEY KAZANDIRDIGINI RAHATLIKLA SÖYLEYE BİLİRİM BABAM ÇOK DENEYİMLİ USTA AVCI VE YABAN HAYATI ÇOK İYİ BİLEN NADİR AVCILARDAN BİRİDİR. BİZİM YÖREMİZDE AV HAYVANLARI İÇİN EN UYGUN YAŞAMA ORTAMLARI TARIM ALANLARINA BİTİŞİK ARAZİLERDİR. ÖZEL AVLAKLAR MEVCUT OLMADIGINDAN DAHA DİKKATLİ VE BİLİNÇLİ DAVRANMAK ZORUNDAYDIK.. 1994/1995 YILLARINDAN SONRA ÖZEL AVLAK YAKLAŞIMI GELİR DÜZEYİ YÜKSEK AVCILARIN BİR ARAYA GELDİGİ GRUPLAR TARAFINDAN DESTEKLENEREK GÜNDEME GETİRİLMEYE ÇALIŞILSA DA BAZI AVCILARDAN DESTEK GÖRMEMİŞTİR.ANCAK YAPILMASI GEREKEN İŞ MERKEZ AV KOMİSYONU (M.K.A)KURULUNUN KARARLARINI YAKINDAN TAKİP ETMEKTİR.

SECEREM
KENDİ AİLEM KÖYÜMÜZDE (ACEM) LAKAPLIDIR
ULAŞA BİLDİĞİM YAKINLARIM AŞAGIDAKİ GİBİDİR..
ABULLAH TOPAL AHMET(OGULARI)
1.ACEM HASAN
2.MUHAMMET SAKER
3.TAVŞAN AHMET
A)ACEM HASAN
OGLU1.ALİ2.ABDULLAH3. MUSTAFA 4)MEHMET.5.AYŞE 6.MERYEM. 7.HATİCE
B)ALİ ACEM OGLUI.HASAN YETKİN 2.MİHRİBAN 3.FATMA 4.EMİNE 5.MERYEM
C)HASAN YETKİN OGLU 1.ALİ 2.SABAHİTTİN 3.VASVİYE 4.AYŞE 5.REMZİYE 6.NEZAHAT.
D)ALİ YETKİN OGLU1.HASAN ÖCAL 2.HULKİ 3.BAHRİ,AZMİ 5.GÜZİN 6.FİGEN 7.LEVENT 8.ÜMİT.
C)HASAN ÖCAL OĞLU
1. EMRAH 2.ALİ..
ANA TARAFI HAÇ HALİL LAKAPLI OLUP YENİ NESLİN AĞZIYLA HACI HALİL GİLDEN DİR. BUGÜN SURİYE TORAKLARINA KALMIŞ OLAN ESKİ ADI ŞUGUR NAHİYESİNE BAGLI,1.BEKSEVİYE[BEKSERYA,BEKSERİYE].2ŞATURU,[ŞATURİYE]3,ARMELA[ERMELE,ARMERLA]KÖYLERİNDE YAŞAYAN AKRABALARIMIZDANDIR YIL 1938 KADAR GELİŞ GİDİŞLER DEVAM ETMİŞ OLUP DAHA BONRA SINIRLARIN BELLİRLENİP KAPANMASIDAN SONRA SON BULMUŞTUR.BİZZAT HACI BAYRAM DEDEM BU KONUYU BİZLERE AKTARMIŞTIR.ANA TARAFIM DA TÜRKMEN OLDUGU KESİNDİR.

YUNUS EMRE .
Bu dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua
Kılanlara selam olsun
D.YILI 1238 Ö.YILI1321
"BUGÜNDEN SONRA DİVANDA, DERGAHTA,
BARGAHTA, MECLİSTE VE MEYDANDA TÜRKÇEDEN
BAŞKA DİL KULLANILMAYACAKTIR."
13 Mayıs 1277
KARAMANOĞLU MEHMET BEY

1.HÜSEYİN2.KOZAK HASAN3.KADI4.H.ÖCAL YETKİN KARAMAN...


HAK BELA YAZMAZ KUL AZMADIKÇA
NEREYE
Ey aşk, mağrur yılların arkasından
İşte, en güzelin alın yazısı
Ey gerçeği arayan kul, nereye?
FEYZİ HALICI
O'ydu ufkumda altın iz
Kaldım yollarda çaresiz
Ne yapayım, ne dersiniz
Aşk gözümde tüten deniz
Ne çare ki buz tutmuştur
Kar yağmıştır o dağlara
NİLGÜN beni unutmuştur
FEYZİ HALICI

HİZMETİN,ŞEVKATİN ADRESİ
GAZİANTEP GÖZNURU HASTAHANESİ.

2.12.2010 TARİHİNDE GEÇİRMİŞ OLDUGUM GÖZ AMELİYATIMI( Diabetik Retinopati )GERÇELŞETİREN KARYERİ BAŞARILARLA DOLU MÜMTAZ SAYGIN KİŞİLİK SAHİBİ DOÇ.DR. PEYKAN TÜRKÇÜOĞLU VE EKİBİNE
HASTAHANE PERSONELİNE ASİTAN VE HEMŞİRELERİNE TEŞEKKÜRÜ BORÇ BİLİR BAŞARILARININ DEVAMINI TEMENNİ EDERİM.

AŞIK EDEBİYATI :
Halk edebiyatının aşık adı verilen halk sanatçılarının ürünlerinden oluşan ve ncı yüzyılın başlarında ortaya çıkan "aşık edebiyatı" türünde ise söz ve müzik birbirini tamamlayan iki unsurdur. Günümüzde varlıklarını sürdüren aşıklar, bir yandan eski destan geleneğini yaşatırken, bir yandan da doğaçlama aşk şiirleri söyler, başka sanatçıların ürünlerini yayar, çeşitli törenlerde bir eğlence unsuru olarak yer alırlar. Aşık şiirinin nazım biçimi de dörtlük olmakla birlikte dize sayısı çoğalıp azalabilir.
Bu edebiyatın başlıca türleri destan, güzelleme, taşlama, koçaklama, ağıt ve muammadır. Genellikle yalın ve yapmacıksız bir dil kullanılan aşık şiirinde yinelemeler, boş tekerlemeler, ölçü ve uyak tutturmada kolaylık sağlayan yakıştırmalar bulunur.
OZANLARA GÖNÜL VERMEM ONLARI DİNLEMEM1969 YILLARINDA KONYADA BAŞLADI KENDİ DOĞUP BÜYÜDÜĞÜM BÖLGEMDE BU TARZ AŞIK GELENEĞİ OLMADIĞINDAN ÇOK İLGİNÇ GELDİ NE ÇALAR NE SÖYLERİM AMA İYİ DİNLERİM GELENEĞİ İLGİNÇ KILAN BAŞLICA NEDEN KONYA TURİZİM MD.SAYIN FEVZİ HALICI BEYEFENDİ NİN USLUBU VE ANLATIMIİDİ.DAHA SONRALARI TESADÜF BU YA ASKERLİKTE 16 AY BERABER KALDIGIM TERHİS SONRASI BİLE KENDİSİNİ ARAYIP BULDUGUM ARKADAŞIM KARS ÇILDIRDAN KATİP KEMENÇENİN ROLÜ BÜYÜKTÜR OLMUŞTUR KENDİSİ O YÖRENİN ÇOCUGU OLDUGUNDAN MURAT ÇOBANOĞLU ŞEREF TAŞLIOVA V.S DEN OKUR BİZLERİ TESELLİ EDERDİ
OKUDUĞUN TUTMAZ OLDU ALİMLER
KALKTI ADALET ARTI ZULUMLER
TERLEMEDEN MAL KAZANAN ZALİMLER
CANVERİRKEN SOLUMASI ZOR İMİŞ
DADALOĞLU.
YOKYERE GEÇİRDİM GÜNÜ
AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ
SENİNLE OLMADIM GANİ
AH NEDEYİM ÖMRÜM SENİ
GELDİM VE GEÇTİM BİLEDİM
AĞLAYIP GAM YEMEDİM
SENDEN AYRILAM DEMEDİM
AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ
HAYRIM ŞERRİM YAZILACAK
ÖMRÜM İPİİ ÜZÜLECEK
SURET BENDEN BOZULACAK
AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ
GİDİP GERİ GELMİYESİN
GELİP BENİ BULAMAYASIN
BU BENLİĞE SERMAYESİN
AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ
HANİ SANA GÜVENDİĞİM
GÜVENİ BEN YUVANDIGIM
KALDI KÜLLİ KAZANDIGIM
AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ
MİSKİN YUNUS GİDECEKSİN
ACEP NE SEFER EDECEKSİN
HASRET İLE KALACAKSIN
AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ
YUNUS EMRE

SU.....
1- Ey göz gönlümdeki ateşlere gözyaşlarından su serpme
Çünkü böylesine tutuşan ateşlere su fayda etmez.
2- Bilmiyorum dönen gökkubbe mi su rengindedir
Yoksa gözyaşlarım mı gökyüzünü kaplamış?
3- Kılıç gibi bakışlarının etkisiyle gönlüm parça parça olsa şaşma
Çünkü; su duvardan aka aka yarıklar oluştururur.
4- Yaralı gönül senin ok atışlarına benzeyen kirpiklerinin sözünü korkarak söyler
Yarası olanlar da suyu yavaş yavaş ve ihtiyatla içer.
5- Bahçıvan boşuna yorulmasın ve gül bahçesini sele versin
Çünkü bin gül bahçesini sulasa senin yüzün gibi bir gülün açılmasına
olanak yoktur.
6- Gül isteyerek dikenine su vermek boşuna değildir
Senin yanağını anarak kirpiklerim ıslansa ne olur?
7- Gam gününde hastaya gönülden kılıç gibi keskin bakışlarını esirgeme;
Çünkü karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.
8- Gönül sevgilinin oka benzeyen kirpiklerini arzula ve ondan ayrı olduğum zaman hasretimi dindir.
Susuzum bu aşk sahrasında bir kez de benim için su ara.
9- Ben şiddetle dudağını arzuluyorum sofularsa Kevser istiyorlar
Tabii sarhoşa şarap ayıklara da su içmek hoş gelir.
10- Su durmadan sevgilinin cennet bahçesine dönmüş yurduna doğru akıp gidiyor
Galiba o da o selvi boylu güzele aşık olmuş.
11- Toprak olup sevgilininin yurduna giden suyun önünü kesmeliyim
Çünkü su benim rakibim olmuştur onu oraya gitmesini önlemeliyim.
12- Dostlarım onun elini öpmek arzusuyla ölürsem
Toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin.
13- Selvi kumrunun yalvarmasına inatla karşı çıkıyor
Su selvinin çevresinde dolanıp yalvarsın da onu bu inatçılıktan
vazgeçirsin.
14-Gülün budağı güle renk vermek için hile ile bülbülün kanını içmek
istiyor
Su gülün gövdesine yürüyüp yalvarsın da zavallı bülbülü kurtarsın.
15- Su olmazı oldurmuş Hazreti peygamberin yoluna girerek
tertemiz doğasını insanlık alemine göstermiştir.
16- İnsanların ulusu Muhammed seçkinlik incisinin denizidir ki;
Onun mucizeleri kötülerin ateşine su serpip söndürmektedir.
17- Kızgın bir günde Muhammed´in yanındakilere parmağından su verdiğini
Kim işitse hayret eder ve şaşırır.
18- Muhammed´e gönül veren onun dostu olan yılan zehri içse hayat suyu olur
Onun düşmanları ise tatlı su içse yılan zehiri olur.
19- Ömürler süren yıllardır ki su başını taştan taşa vurarak bir avare gibi gezer
Bütün amacı peygamberin mezarına ulaşabilmektir.
20- Cehennem korkusu yanık gönlüme gam ateşi salmıştır
Fakat peygamberin ihsanının bulutunun su serperek o ateşi
söndüreceğini umuyorum.
21-Fuzuli´nin sözleri seni övmenin bereketiyle nisan yağmurundan düşüp büyük incilere dönen
o yağmur damlaları gibi inci olmuştur.
22- Umduğum şudur; kıyamet gününde yüzünü görmekten yoksun olmayayım
ve sana kavuşmakla hasretimin yangınını söndürmüşcesine su içmiş
FUZULİ
OLURA OLMAZA
Olura olmaza minnet etmezken
Alemde her şeye kul ettin felek
Evvel kıymetime paha biçmezken
Şimdi kıymetimi pul ettin felek
Ciğerime vurdun sağılmaz yare
Sen beni düşürdün ah ile zare
Ararım derdime bulamam çare
Hastahaneleri yol ettin felek
Şu sinemi odlar ile doldurdun
Her zaman ağlattın nerde güldürdün
Benim Negiz'imin benzin soldurdun
Elin dikenini gül ettin felek
Alışık tel takın çalın sazımı
Mevlam kara yazmış benim yazımı
Anadan gülmedik emlik kuzumu
Yaktın sinesini kül ettin felek
Nazlı nazlı büyüttüm hacer'imi
Gurbet eller oldu meskenim yerim
Tahammül eylemez gül yüzlü perim
Beni bu dert ilen del ettin felek
Bir kez yüzün görsem Abbas gardaşım
Evvelden belalı bu benim başım
Gelse muhiplerim eşim yoldaşım
Gözümün yaşını kan ettin felek
Dayım neden gelmez benim yanıma
Hasretlik kar eyledi canıma
Yandım ateşlere bak Suzani'ye
Emmizadelerim bana el ettin felek
AŞIK.A.Suzani.

ALİ YETKİN ŞİİRLERİ.
SON KATRE.
AGLA GÖNÜL AGLA GAM YOLDAŞ OLDU
BEYMANE DO0ST OLDU CAN KADEŞ OLDU
NE YAR KALDI NE YAREN HEPSİ BOŞ OLDU
SUN SAKİ SON KATREYİ CAMI ECELDEN
GELMEK KOLAY GİTMEK ZORDUR MENZİLDEN
EMMELLER BİTTİ HERŞEY HİÇ OLDU
KERVAN YOLA DÜŞTÜ DÖNMEK GÜÇ OLDU
AŞIK...
AŞIKIZ EZELDEN DİLİDİVANELERİZ
SEVGİ BERATIMIZ VAR
HASRETİ LEYLA İLE YANMIŞ
SÖNMEYEN ŞAMDANIMIZ VAR
AŞKI ADEMDEN TEVARÜS ETTİK
HALEFİ MAZLUMLARIZ BİZ
HEPİMİZ MECNUNUZ
BİRER LEYLAMIZ VAR
( DİL:GÖNÜL)
BİRKÖY VARDI
DAGLARINDA KEKLİKLER ÖTEN
KIRLARINDA KEKİKLER BİTEN
VE ŞİMDİ GÖZÜMDE TÜTEN
BİR KÖYÜM VARDI
DERESİ VARDI SULARI BERRAK
ÇEŞMESİ VARDI KÖYE AZ IRAK
ETRAFI SÜSLERDİ BİNLERCE KAVAK
HERDERDE DEVA KÖYÜMÜN HAVASI VARDI
KUZUSU MELEŞİR KOYUNUM VARDI
AYRAN CORBASINDA BAŞKA TAD VARDI
AKILSIZ BAŞIMA NEDENSE DARDI
HER DERDE KÖYÜMÜN DEVASI VARDI.
ALİ YETKİN 23.10.1986

AŞIK VEYSEL
.
(Veysel ŞATIROLU)
25 EKİM 1984 TE DOĞDU
21 MART 1973 TE ÖLDÜ
SİVAS ŞARKIŞLA SİVRİ ALAN KÖYÜNDE DOĞDU MEZARI DAĞDUĞU KÖYDEDİR ÖLÜM YIL
DÖNÜMÜNDE ANILIR.ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜ BİRLİK VE BERABERLİGE ÖNEM VEREN BİÇOK
TÜRKÜ VE ŞİİRİ VARDIR. BU ÇALIŞMALARINDAN DOLAYI T.B.M.M. TARAFINDAN 1965
YILINDA ÖDÜLLENDİRİLMİŞTİR.
ENÇOK SEVDİGİM HALK OZANIDIR.
SON ŞİİRİ
Selam saygı hepinize
Gelmez yola gidiyorum
Ne şehire ne de köye
Gelmez yola gidiyorum
Gemi bekliyor limanda
Gideceğim bir ummanda
Gözüm kalmadı cihanda
Gelmez yola gidiyorum
Eşim dostum yavrularım
İşte benim sonbaharım
Veysel karanlık yollarım
Gelmez yola gidiyorum
Senlik Benlik Nedir Bırak
Allah birdir Peygamber Hak
Rabbül alemindir mutlak
Senlik benlik nedir bırak
Söyleyim geldi sırası
Kürtü Türkü ne Çerkezi
Hep Ademin oğlu kızı
Beraberce şehit gazi
Yanlış var mı ve neresi
Kurana bak İncile bak
Dört kitabın dördü de hak
Hakir görüp ırk ayırmak
Hakikatte yüz karası
Binbir ismin birinden tut
Senlik benlik nedir sil at
Tuttuğun yola doğru git
Yoldan çıkıp olma asi
Yezit nedir, ne kızılbaş
Değil miyiz hep bir kardaş
Bizi yakar bizim ataş
Söndürmektir tek çaresi
Kişi ne çeker dilinden
Hem belinden, hem elinden
Hayır ve şer emelinden
Hakikat bunun burası
Şu alemi yaratan bir
Odur külli şeye Kadir
Alevi Sünnilik nedir
Menfaattir var varası
Cümle canlı hep topraktan
Var olmuştur emir Haktan
Rahmet dile sen Allah'tan
Tükenmez rahmet deryası
Veysel sapma sağa sola
Sen Allah'tan birlik dile
İkilikten gelir bela
Dava insanlık davası…
GÖNÜL SANA NASİHATIM
Gönül sana nasihatim
Çağrılmazsan varma gönül
Seni sevmezse bir güzel
Bağlanıp da durma gönül
Ne gezersin Şam'ı Şark'ı
Yok mu sende hiç bir korku
Terkedersin evi barkı
Beni boşa yorma gönül
Yorulursun gitme yaya
Hükmedersin güne aya
Aşk denilen bir deryaya
Çıkamazsın girme gönül
Ben kocadım sen genceldin
Başa bela nerden geldin
Kahi indin kah yükseldin
Şimdi oldun turna gönül
Bazı zengin bazı züğürt
Bazı usta bazı sağırd
Bazı koyun bazı aç kurt
Her irenekten derme gönül
Veysel gönülden ayrılmaz
Kahi bilir kahi bilmez
Yalan dünya yârsiz olmaz
İster saçı sırma gönül
HEPİMİZ BU YURDUN EVLATLARIYIZ
Bu nasıl kavgalar çirkin döğüşler
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Yolumuza engel olur bu işler
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Birleşiriz bir bayrağın altında
Biz Türklerin ikilik yok aslında
Yanar tutuşuruz vatan aşkında
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Hedef alıp dövüştüğün kardeşin
Seni yaralıyor attığın taşın
Topluma zararlı yersiz savaşın
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Herkes ilim deryasında yüzüyor
Çıkmış ayın çevresinde geziyor
Yazık bize yollarımız uzuyor
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Kitaplar yazılmış nasihat dolu
Birlikte güçlenir gençliğin kolu
Gençliğe emanet Atatürk yolu
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Söyler Veysel sözlerinden vazgeçmez
Bulanık çeşmeden kimse su içmez
Ganadı olmasa kuşlar da uçmaz
Tutam yar elinden tutam
Çıkam dağlara dağlara
Olam bir yaralı bülbül
İnem bağlara bağlara
Birin bilir birin bilmez
Bu dünya kimseye kalmaz
Yar ismini desem olmaz
Düşer dillere dillere
Emrah eder bugünümdür
Arşa çıkan tütünümdür
Yara gidecek günümdür
Düşem yollara yollara
Erurumlu Emrah
BU DA BİZDEN (ŞENKÖYDEN)
ACEPMİ HALKI UYARSA
SEHERİM NALELERİM
BÜLBÜLÜM BİR GÜL İÇİN
HER GECE FERYAT EDERİM
YANMAZSAM SUZİ MUHABETLE
NA HALEFİM BANA AŞK ATEŞİM
İRSİ BIRAKTI PEDERİM
KISA KES SOHBETİ NAZIM
KEDERİM VAR KEDERİM
SÖZ.İbrahim ağa
Kay.Ali Yetkin.
AL' OSMANl İSTEREM
Hulusi gabilden bilsen fikrimi
Men Allah'tan Al'osmanı isterem.
Merhamet sahibi ol rahmi gani
Nesli mürsel hökmü hanı isterem.
Süleyman mülkünde bergarar duran
Muhammet vekili makamı nuran
Hıfsının ezberi ayeti Kur'an
Selavatl, o Sulfanım isterem.
Al'osman şahım var şahlar serveri
Dilinde salavat zikri ezberi
Kaftan kafa zirü zeminden beri
Hükmetmağa bir tek onu isterem.
Emri Hak yedinden çekilip kalem
Var imiş ettiğim yetişti belam
Mülkünde saltanat hükmünde alem
Divanında Şevket Şam isterem.
Gam günlü Şenlik'in gönlünün şadı
Çıkmaz hatırımdan Al'osman adı,
Gidipti dünyanın lezzeti tadı
Mahşer günü bir mekanı isterem.
AŞIK SENLİK.

Sevdiğim yar bana göndermiş name
Rüzgar dokunmamış dal ister benden
Bir lezzet olmasın onun tadında
Hiç arı görmemiş bal ister benden
Ne bir çiçeğim var, ne de bir bağım
Ne bir sedirim var, ne de konağım
Ne bir yuvam vardır, ne de otağım
Al kuşam içinden şal ister benden
Kaşları kemandır, kirpiği oktur
Feleğe karşılık oyunum yoktur
Bir kuzu bulamam koyunum yoktur
Yine de bir sürü mal ister benden
Ben bu gidişilen nereye varam
Derman bulabilmem, yaramı saram
Ne bir çölüm vardır, ne de bir sahram
Yine yüce dağdan yol ister benden
Bu fani dünyada çoktur zararım
Ne bir kazancım var, ne de bir karım
Ne bir ağacım var, ne de yaprağım
Yazın kışın solmaz gül ister benden
Çobanoğlu'yum ben iz bulabilmem
Kışın çok ararım yaz bulabilmem
İnsanlarda doğru söz bulabilmem
Yalan söylemeyen dil ister benden
MURAT ÇOBANOĞLU

Bu canım var oldukça ben Kur'ana tutsağım
Muhammed Mustafanın yolundaki toprağım
Benden başkaca bir söz nakledenler olursa
Hem onu söyleyenden hem o sözden uzağım
HZ.MEVLANA.
Bir nazenin bana gel gel eyledi
Varmasam incinir varsam incinir
Beyaz gerdanından ince belinden
Sarmasam incinir sarsam incinir
Kaşına çekilmiş kudret kalemi
Görmemiş dünyada derd ü elemi
Her sabah her akşam verir selamı
Almasam incinir alsam incinir
Gene görünüyor yarin illeri
Başımızda esen sevda yelleri
Yarin bahçesinde gonca gülleri
Dermesem incinir dersem incinir
Nereden nereye sevmişim yari
Ateşi komuyor yakıyor beni
Aşık Emrah sever böyle bir can
ıSevmesem incinir sevsem incinir
ERZURUMLU EMRAH
Manasız mantıksız sözü bilmenin faydası ne
Az anlayıp çok söyleyip gülmenin faydası ne
İtibar dediğin elde bir muhalif şişedi
Kaldırıp beyhude taşa çalmanın faydası ne
Dipte tekbir kabul olmaz niyaz-ı marifete
Kalpte testik eylemektir sıtk ile itikata
Ab-ı umman kenarında baş eğip ibadete
Turabtan teyemmüm alıp kılmanın faydası ne
Biçare pervane bilmez kastı sitem olanı
Garaz-ı gazzap şamına başı candan dolanı
İste seni isteyeni tanı kadir bileni
Hürmetsiz teklifsiz yere gelmenin faydası ne
İlacı na mümkün olur başa gelen kaderin
Haşre dek acısı gitmek ihtiyacı kederin
El içinde şöhret bulan şerafetli pederin
Mülkünde ne halef evlat kalmanın faydası ne
Sefil Şenlik aşk ucundan düşüp gaflet habına
Derununda mülhezayı derc eyler hesabına
Reyisi nadan sefine düşer gam girdabına
Dalgası şaşkın deryaya dalmanın faydası ne
A.ŞENLİK
Her sabah her sabah çıkar bakarsın
Bilemiyorum ne derdin var yar senin
Dertli sinem aşk oduna yakarsın
Bilemiyorum ne derdin var yar senin
Karac;oğlan der ki olduğu yerde
Ciğer biryan olur gördüğü yerde
Sabah güneşinin doğduğu yerde
Bilemiyorum ne derdin var yar senin
KARACAOĞLAN
ATATÜRKE AĞIT.
Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı
Başboğa olmuştu mülke
Geldi ecel can ağladı
Şüphesiz bu dünya fani
Tanrı'nın aslanı hani
İnsi cinsi cem'i mahluk
Hepisi birden ağladı
Doğu batı cenup şimal
Aman tanrım bu nasıl hal
Atatürk'e erdi zeval
Yas çekip nevsen ağladı
İskender-i Zulkarneyn
Çalışmadı bunca leğin
Her millet Atatürk deyi
Cemiyet-i akvam ağladı
Atatürk'ün eserleri
Söylenecek bundan geri
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti vatan ağladı
Fabrikalar icad etti
Atalığın ispat etti
Varlığın Türk'e terk etti
Döndü çark devran ağladı
Bu ne kuvvet bu ne kudret
Varıdı bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnönü İsmet
Gözlerinden kan ağladı
Tren hattı tayyareler
Türkler giydi hep kareler
Semerkand'ı Buhara'lar
İşitti her yan ağladı
Siz sağ olun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri
Mareşal Fevzi'nin askerleri
Ordular teğmen ağladı
Zannetme ağlayan gülmez
Aslan yatağı boş kalmaz
Yalınız gidenler gelmez
Felek-el mevt'in elinden
Her gelen insan ağladı
Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Koruyalım yurdumuzu
Dost değil düşman ağladı
Aşık VEYSEL
Ben giderim adım kalır,Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur, bayram gelir,Dostlar beni hatırlasın.
Can bedenden ayrılacak,Tütmez baca, yanmaz ocak,
Selam olsun kucak kucak,Dostlar beni hatırlasın.
Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek
Murat yalan, ölüm gerçek,Dostlar beni hatırlasın.
Gün ikindi akşam olur,Gör ki başa neler gelir,
Veysel gider, adı kalır Dostlar beni hatırlasın
AŞIK VEYSEL
İnsan dedikleri duvara benzer
Hele suvakları dökülsünde gör
Gördüğün her güzele aldanma
Saç ağarsın beli bükülsünde gör
Kara toprak insanları yoğurur
Vedası geleni bir bir çağırır
Arkası kuvvetli fazla bağırır
Dostları yanından çekilsin de gör
Demek ki dünyada olur dermanın
Birgün uyanırsın geçmiş zamanın
Bazı insan der ki ben bir aslanım
Ezrayıl peşine dakılsın da gör
Çobanoğlu kulak versen sözüne
Yazılanlar mutlak gelir yüzüne
Evde bile karı bakmaz yüzüne
Hele sırtın yere yıkılsında gör

Allahım bu vuslatı hicran etme
Aşkın sarhoşlarını nalan etme
Sevgi bahçesini yemyeşil bırak
Bu mestlere bahçelere kasdetme
Dalı yaprağı vurma hazan gibi
Halkını başı dönmüş zelil etme
Kuşunun yuvasının ağacını
Yıkma da kuşlarını perran etme
Kumunu ve mumunu karıştırma
Düşmanları kör et de şadan etme
Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır
Onların işlerini asan etme
İkbal kıblesi yalnız bu halkadır
Umut kabesin öyle viran etme
Bu çadır iplerini öyle katma
Çadır senindir eya sultan etme
Yok dünyada hicrandan daha acı
Ne istiyorsan et de onu etme
MEVLANA
DAGBAŞINDA GÜLÜM SOLDU
BAYKUŞ GELİP GÜLE KONDU
DERTLİ GÖNÜL BENİ YORDU
SOLAN GÜLÜM AÇMAZ OLDU
AÇAN GÜLLE GÖNÜL COŞAR
BÜLBÜL GÜLDEN GÜLE KOŞAR
BENİM GÜLÜM ACMAZ OLDU
GÖNÜL DOSTU İYİ BİLİR
GÜLÜM İÇİN GÖNÜL VERİR
BÖYLE HALLER ACI VERİR
ACI GÜNLER BİTMEZ OLDU
HASAN BİLMEZ YALAN DOLAN
ZEVKLER ÖLDÜ KENDİ KALDI
BÖYLE YAŞAM SANKİ YALAN
YALAN DÜNYA BİTMEZ OLDU
HAKİKAT YOLUNA GİRMEK İSTERSEN
ÖNCE GÖRECEK GÖZÜN OLMALI
EDEPLE ERKAN SÜZMEK İSTERSEN
SEVGİYE BAĞLI ÖZÜN OLMALI
A.KEDERİ.
Kör cehalet cirkeflestirir insanlari !
Suskunlugum asaletimdendir...
Her lafa verecek bir cevabim var...
Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
Bir de söyleyene bakarim adam mi diye...
Mevlana'dan
Ah çektikçe erir gider
Yüreğimin yağı benim
Seni görsem durur gider
Dillerimin bağı benim
Dolaşıyor dışarda, gün batışından beri,
Bu sesler dokunuyor en ağrıyan yerime,
Bir eski çıban gibi işliyor içerime,
Ey şimdi kara haber gibi bana yaklaşan,
Sonra saadet olup yanımdan uzaklaşan,
Sesler, ayak sesleri kesilmez çıtırdılar!
Bana gelen müjdeyi galiba caydırdılar,
Böyle adım atarlar, ayrılanlar eşinden,
Böyle yürür, gidenler, bir tabutun peşinden,
Kimsesiz gecelerim, bu kesik sesle doldu,
Artık, atan kalbimde bir ayak sesi oldu
Bir gün, sönük göğsüme düştüğü vakit başım
Benden ayrılıyormuş gibi bir can yoldaşım,
Gittikçe uzaklaşan bu sesi duya duya,
Yavaşça dalacağım, o kalkılmaz uykuya
NECİP FAZIL
Olsaydı
Alemde bahtiyar insan olurdum
Keşfedip kusurum gören olsaydı
Umut var ki aradığım bulurdum
Bir kez doğru yol gösteren olsaydı
Belki bir er idim erlik çağımda
En yakın sevdiğim en uzağımda
Herbir çiçek bulunurdu bağımda
Zamanı geçmeden deren olsaydı
Katılsaydım bir alimin yanına
Götürseydi beni şah divanına
Diz çökseydim bir kamilin önüne
Hayvan mı insan mı soran olsaydı
Reyhani der dosttan bekle yardımı
Bilmem tabip saracak mı sardı mı
Ben söylesem o dinlese derdimi
Doğru söz söyleyen yaran olsaydı
Reyhani
Yürü bire yalan dünya
Yürü bire yalan dünya
Yalan dünya değil misin
Hasan ile Hüseyini
Alan dünya değil misin
Ali bindi Düldül ata
Can dayanmaz bu firkata
Boz kurt ile kıyamete
Kalan dünya değil misin
Tanrı'nın Aslan'ın alan
Düldül'ü dağlara salan
Yedi kere ıssız kalan
Kalan dünya değil misin
Bak şu kışa bak şu güze
Ciğer kebab döndü köze
Muhammed'i bir top beze
Saran dünya değil misin
Pir Sultan'ım ne yatarsın
Kurmuş çarhını dönersin
Ne konarsın ne göçersin
Kalan dünya değil misin
Nic''edeyim gönül senden
Ben dönerim gönül dönmez
Bir yavruya düştü gönül
Ben dönerim gönül dönmez
Keklik gibi sekişinden
Elvan elvan nakışından
Bir harami bakışından
Ben dönerim gönül dönmez
Kaş oynadırsa gözünden
Beni isterse özünden
Aslı bir kafir kızından
Ben dönerim gönül dönmez
Yoluna koymuşum canı
Didemden akıttım kanı
Kerem sevdi Aslı Han''ı
Ben dönerim gönül dönmez
AŞİK KEREM
Yığılın ahbaplar yaren yoldaşlar,
Bir sağalmaz derde tüştüm bu gece
Hikmet-i pür ile abı zülalden
Kevser bulağından içtim bu gece.
Kudret mektebinde verdiler dersi,
Zahirde göründü arş ile kürsü.
Hıfzımda zapt oldu arabi farsi,
Lügat-i imran-ı seçtim bu gece.
Sefil Şenlik Hak'tan buldu kemali
Bu fikirle vasf-ı halin demeli
Bedirlenmiş gördüm güzel camali
Tagayyır hal oluf şaştım bu gece
AŞIK ŞELİK

İçip aşkın badesini vücud-i nar olmuşam
Divane derviş misali feryad-i zar olmuşam
Perişan bülbül kan ağlar ah u nalemden menim
Dil hasta gönül şikeste hem tarumar olmuşam
Bin yıl ömür verdi Adem'i saldı aha
Yedi yüz elli Şit yaşadı dokuz yüz elli Nuh'a
Erenleri hak edeni fani kılar mı raha
Düşüp de dünya şerrine kara efkar olmuşam
Şenlik'im hizmet etmedim daim bir tarikata
Uyup iblis yığvasına çok ettim cürm ü hata
Şefaat ya resulullah muhtacım marifete
İsyanın hadden aşıptır çok günahkar olmuşam
AŞIK ŞENLİK
GÜVENMEM
Böyle midir dünya senin bütün işlerin
Var git dünya daha sana güvenmem
Kâr yerine çoktur bana zararın
Var git dünya daha sana güvenmem
Biçare Kerem'i yandırdın nara
Arzu, Kamber için kaldı avara
Ferhat az mı külünk vurdu dağlara
Var git dünya daha sana güvenmem
Çok yiğidi sen caydırdın ahdından
Çok güzele ah çektirdin bahtından
Çok sultanı sen indirdin tahtından
Var git dünya daha sana güvenmem
Çobanoğlu arzuhalin bildirdin
Çok yiğidin gül benzini soldurdun
Aşıkları gurbet elde öldürdün
Var git dünya daha sana güvenmem
Murat Çobanoğlu
Bugün bayram günü alem eğlenir
Sen bizim yaylaya gel başın için
Dertliler oturmuş derdin söyleşir
Etme intizarın gül başın için
Hayran oldum bakakaldım yüzüne
Sürme değil rastık çekmiş gözüne
Hıçkırarak başım koysam dizine
Saçım okşa gönlüm al başın için
Davut Sulari'yim ahd u amanda
Bir yıldız doğmuştur vakt-ı zamanda
Seher bülbülüyüm ulu divanda
Sen benim vekilim ol başın için
DAVUT SULARİ
Ben pirim diyene hele söyleyim
Nutk-u ehlullahın tutmaz mı talip
Bu yola yolcuysa hele eyleyin
Hak kelamın kabul kılmaz mı talip
Pir olan kişi riyakar olmaz
İlimsiz irfansız insan yol almaz
Çok dertli gördüm ki dermanın bulmaz
Canın şah aşkına vermez mi talip
Davut sulari de talip bu yolda
Cehdet ki çeşmeden bakracın dola
Beni muhtaç etme yaramaz kula
Öl dediğin yerde ölmezmi talip
DAVUT SULARİ
Kırklar Meydanına Vardım
Gel Beri Ey Can Dediler
İzzet İle Selam Verdiler
Gel İşte Meydan Dediler
Kırklar Bir Yerde Durdular
Otur Deyü Yer Verdiler
Önüme Sofra Serdiler
El Lokmaya Sun Dediler
Kırkların Kalbi Durudur
Gelenin Kalbi Arıdır
Gelişin Kandan Beridir
Söyle Sen Kimsin Dediler
Gir Semaa Bile Oyna
Silinsin Açılsın Ayna
Kırk Yıl Kazanda Dur Kayna
Dahi Çiğ Bu Ten Dediler
Gördüğünü Gözün İle
Söyleme Sen Sözün İle
Andan Sonra Bizim İle
Olasın Mihman Dediler
Düşme Dünya Mihnetine
Talip Ol Hak Hazretine
Ab-ı Zemzem Şerbetine
Parmağını Ban Dediler
Şah Hatayi'm Nedir Halin
Hakk'a Şükr Et Kaldır Elin
Gıybetten Kese Gör Dilin
Her Kula Yeksan Dediler
ŞAH HATAYİ
Dolaştım gurbetin bunca yolunu
Yollar bana ben yollara alıştım
Hiç hakir görmedim Allah kulunu
Kullar bana ben kullara alıştım
Yoksulluktur elim kolum bağlayan
Hasretliktir ciğerimi dağlayan
Akıp akıp gözlerimden çağlayan
Seller bana ben sellere alıştım
Gurbet elde yağlı çörek yiyemem
Kutnu kumaş esvaplarım giyemem
Dil ucuyla ben rahatım diyemem
Diller bana ben dillere alıştım
Kuru soğan olsun ekmeğim aşım
Dertlerden kurtulsun çileli başım
Ferman Baba eller benim yoldaşım
Eller bana ben ellere alıştım
FERMANİ
İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kâfire : "Buyur..." dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
NAZIM HİKMET
Sufi Mezhebimin Nesin Sorarsın
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz
Gözlüye Gizli Yok Ya Sen Ne Dersin
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz
Eğnimize Kırmızılar Giyeriz
Halimizce Her Manadan Duyarız
Katarda İmam Cafer'e Uyarız
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz
Her Kimin Ki Çerağını Hak Yakar
Mümin Olanları Katara Çeker
Aslımız On İki İmama Çıkar
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz
Biz Tüccar Değiliz Alıp Satmayız
Erkan Gözetiriz Yoldan Sapmayız
Gönlümüz Ganidir Kibir Tutmayız
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz
Muhammed Ali'dir Kırkların Başı
Uralım Yezid'e Laneti Taşı
Hünkar Hacı Bektaş Veli'dir Eşi
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz
Baharda Açılır Gonca Gülümüz
Ol Dergaha Doğru Gider Yolumuz
On İki İmam İsmin Okur Dilimiz
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz
Şah Hatayi'm Eydür Muhammed Ali
Onlardan Öğrendik Erkanı Yolu
Ali Muhammed'dir Muhammed Ali
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz
ŞAH HATAYİ (ŞaH İSMAİL)
Alçakta yüksekte yatan erenler
Yetişin imdada aldı dert beni
Başımı alıp hangi yere gideyim
Gittiğim yerlerde buldu dert beni
Pirsultan dan bir dörtlük.
Kırkıncı OdaKırkıncı odanın kapısındayım;
Ne varsa bu kapı arkasındadır.
Açsam, ya açmasam kaygısındayım;
Aklım iki cihan arasındadır.
Kim bilir neler oluyor içerde!Yarab!
İnsan bahtım hangi ellerde?
Ha ben ha masaldaki o şehzade;
Gönlüm bir güzelin sevdasındadır.
Cahit Sıtkı Tarancı
Bin Cefalar Etsen Almam Üstüme Oy
Gayet Şirin Geldi Dillerin Dostum Oy
Varıp Yadellere Meyil Verirsen Oy
Gış Ola Bağlana Yolların Dostum Dostum
İlahi Onmaya Yardan Ayıran Oy
Bahçede Bülbüller Ötüyor Uyar Oy
Kula Gölge İse Allah’a Ayan Oy
Senden Ayrılalı Gülmedim Dostum Dostum
Pir Sultan Abdal’ım Gülüm Dermişler Oy
Bu Şirin Canıma Nasıl Kıymışlar Oy
İster İsem Dünya Malın Vermişler Oy
Sensiz Dünya Malı Neylerim Dostum Dostum
Pirsultan Abdal.
Bizdik o hücumun bütün aşkıyle kanatlı;
Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı.
Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle,
Canlandı o meşhur ova at kişnemesiyle!
Fethin daha bir ülkeyi parlattığı gündü;
Biz uğruna can verdiğimiz yerde göründü.
Gül yüzlü bir afetti ki her pusesi lale;
Girdik zaferin koynuna, kandık o visale!
Dünyaya veda ettik, atıldık dolu dizgin;
En son koşumuzdur bu! Asırlarca bilinsin!
Bir bir açılırken göğe, son def´a yarıştık;
Allaha giden yolda meleklerle karıştık.
Geçtik hepimiz dört nala cennet kapısından;
Gördük ebedi cedleri bir anda yakından!
Bir bahçedeyiz şimdi şehitlerle beraber;
Bizler gibi ölmüş o yiğitlerle beraber.
Lakin kalacak doğduğumuz toprağa bizden
Şimşek gibi bir hatıra nal seslerimizden!
Yahya Kemal Beyatlı
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi
Haykırdı ak tolgalı beylerbeyi "ilerle"
Bir yaz günü geçtik tunadan kafilelerle
Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan
Bir gün yine doludizgin atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla
Cennette bu gün gülleri açmış görürüzde
Hala o kızıl hatıra gitmez gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Yahya Kemal Beyatlı
Arayi arayi bulsam izini
Izinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasip eylese görsem yüzünü
Ey sevdigim (ya Muhammet) canim arzular seni
Ali ile Hasan, Hüseyin anda
Sevdasi gönüllerde muhabbet canda
Yarin mahşer gününde hak divaninda
Ya Muhammet canim arzular seni
Yunus meth eyledi seni dillerde
dillerde dillerde hem gönüllerde
Arayi arayi gurbet ellerde
Ey sevdigim canim arzular seni
YUNUS EMRE.
Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Devâ belli değil dert belli değil
Fark eyledik ahir vaktin yettiğin
Merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeten soyar gücü yettiğin
Papak belli değil Kürt belli değil
Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil
Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman çıkıyor baştan
Harâba yüz tuttu bezm-i gül-istan
Yayla belli değil yurt belli değil
Çark bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor
Aşık Ruhsatî dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil
Ruhsatî
Uykudan uyanmış şahin bakışlım
Dedim sarhoş musun söyledi yok yok
Ak ellerin elvan elvan kınalım
Dedim bayram mıdır söyledi yok yok
Dedim ne gülersin dedi nazımdır
Dedim kaşın mıdır dedi gözümdür
Dedim ay mı doğdu dedi yüzümdür
Dedim ver öpeyim söyledi yok yok
Dedim aydınlık var dedi aynımda
Dedim günahım çok dedi boynumda
Dedim meh-tab nedir dedi koynumda
Dedim ki göreyim söyledi yok yok
Dedim vatanın mı dedi ilimdir
Dedim bülbül müdür dedi dilimdir
Dedim Nesimi Şah dedi kulumdur
Dedim satar mısın söyledi yok yok
Kul Nesimi
12.02.2009 67995
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder