19.12.2010

ŞENKÖY 1
































BU MEMLEKET TARİHTE TÜRK'TÜ
HÂLDE TÜRK'TÜR VE EBEDİYEN TÜRK OLARAK YAŞAYACAKTIR


.HAYATA YEGANE VARLIĞIM VE SERVETİM TÜRK OLARAK DOĞMAMDIR.
NEMUTLU TÜRKÜM DİYENE
M.KEMAL ATATÜRK

Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.
KEMAL ATATÜRK.

















ŞENKÖY/ANTAKYA


 KÖYÜMÜZDE YAŞAYANLARIN İŞİ GENELLİKLE ÇİFÇİLİK VE HAYVANCILIKTAN İBARETTİR.ÖZELLİKLE HAVANCILIK YAYLALARDA YAPILIRKEN ÇOK ÖNCELERİ KÖYÜMÜZÜN SÜRÜ SAHİPLERİNİN DIŞINDA KALAN KESİMİN BİR ,İKİ VEYA DAHA FAZLASINDAN OLUŞAN KEÇİLERİ VE KOYUNLARI ÜCRETLİ ÇOBAN TARAFINDAN OTLATILAN BİR SÜRÜSÜ (HAVİŞ-İ)VARDI.COBANA GELENLİKLE ÜCRET OLARAK(Arpa,bugday,para,)VERİLİRDİ. KÖYLÜ KENDİ SÜT,YOĞURT,PEYNİR,ÇÖKELEK İHTİYACINI KARŞILIYACAK SÜT MAMÜLLERİ OLURDU AMA O DÖNEMDE KÖYDEN KENTE HIZLI BİR GÖÇÜN BAŞLAMASI VE TARIM ALANLARININ ARTIK TRAKTÖRLERCE AÇILMASI NEDEİLE ORTADAN KALKTI. KÖYÜMÜZ KIRSAL ALAN OLDUĞUNDAN YAŞAM ZORLAŞMIŞ,HALKIMIZ YENİ UMUT VE YENİ İŞ OLANAKLARINI ARAMAYA ZORLAMIŞTIR.BU YÜZDEN KÖYÜMÜZ NUFUSU HIZLA AZALMIŞTIR KENTLERE BÜYÜK GÖÇ VERMİŞİZ VE EĞİTİMİN ÖNEMİ ARTMIŞ KÖYLÜMÜZ EGİTİMÇİLERİNİN VERDİKLERİ BÜYÜK ÇABA VE ÖZ VERİNİN SONUCU OKUMA BİLİNCİ KAZANDIRILMIŞ KÖYLÜMÜZ EGİTİMCİLERİ SAYESİNDE(ÖLENLERE TANRIDAN RAHMET KALANLARA SAGLIK DİLERİM) BİR ÇOK ABİM VE ARKADAŞLARIM ALDIKLARI EGİTİMİN SONUCU İYİ YERLERE GELEREK EGİTİMİN NİMETLERİNDEN YARARLANMIŞLARDIR VE SONRAKI KUŞAKLARADA ÖRNEK OLUNMUŞLARDIR İFTİHAR ETTİGİMİZ GENÇLER YETİŞMİŞ VE YETİŞTİRİLMEYE HALA DEVAM EDİLMEKTEDİR.BU SAYEDE KÖYÜMÜZ ÇEVRESİNDE SAYGIN BİR YER EDİNMİŞ OLUP ÇEVRE KÖY KOMŞULARIMIZADA ÖRNEK TEŞKİL ETMİŞLERDİR.BU ARADA HALK EĞİTİM KÖYÜMÜZE DEMİRCİLİK.NARANGOZKUK .ARICILIK,BİÇKİDŞİKİŞ KURSU HALICILIK .VS AÇARAK GENÇLERİMİZİ EGİTMİŞTİR KÖYÜMÜZ İLK OKULU 1927 YILINDA TEK DERSLİKLİ 1,2,3 SINIFLARI BİR ARADA OLMAK ÜZERE EGİTİM VERMİŞTİR ANCAK BEŞ DERSLİKLİ SINIF HATAYIN ANA VATANA KAVUŞMASINDAN SONRA AÇILA BİLMİŞTİR.1927 YILI ÖNCESİ İSE YİNE KÖYÜMÜZ İNSANI HACI ABDULBAKİ EFENDİ(ŞEKİP ŞİMŞEGİN BABASI)TARAFINDAN ŞİMDİKİ MEMDUH NEŞELİNİN EVİNDE(HACI YUSUFUN EVİ) FRANSIZCA ARAPÇA VE ESKİ TÜRKÇE DERSLERİ KÖYÜMÜZ TALEBELERİNE VERİLMİŞTİR. 1928 DE ANAYURTA KABUL EDİLEN TÜRK HARFLERİYLEEĞİTİMİN ARDINDAN KISASÜRE SONRA ANTAKYADA AÇILAN ÖZEL TÜRKÇE KURSLARDA EGİTİM BAŞLAMIŞ BÜYÜK BAŞARI SAĞLANMIŞTIR BUNA MUTAKİP HATAYDA EĞİTİM DİLİ OLAN TÜRKÇEYE 1933 TE BAŞLANMIŞTIR. KÖY İNSANIMIZ DEVLET KURUMLARI VE ÖZEL SEKTÖRDE İŞÇİSİNEN YÖNETİCİSİNE KADAR HER KURUMDA HER DALDA YURDUN BÜYÜK BÖLÜMÜNDE GÖREV ALMIŞLARDIR KÖYÜMÜZ İNSANINA YURDUN HERYERİNDE RASTLANILA BİLİNDİĞİ GİBİ YURT DIŞINDADA BİRÇOK HEMŞERİMİZ BULUNMAKTADIR.. KÖYLÜMÜN HEMŞEHRİLİK VE HEMŞERİSİNE SAHİPLİGİ HERTÜRLÜ TAKTİRE ŞAİYANDIR TEMENNİ EDERİM YILLARCA BÖYLE DEVAM ETMESİDİR.

KÖYÜMÜZ O DÖNEM İLKOKULU ÖGRENCİLERİN BAZILARI.



















SOLDAN SAĞA

1.MUSTAFA KUŞÇU
2.VEDAT KUŞÇU
3.SABRİ DÖNMEZ
4.ALİ YETKİN
5.AHMET AZİZ 6..
7.LATİF KUSEYRİ
8.ABDURRAHMAN
9.ALİ SEVİNÇ
10.ŞEMSİ KUSEYRİ
11FAZIL BALTA (ÖGRETMEN)
12.SABRİ CİVELEK





















SOLDAN SAĞA....:

1.MEHMET SEVİNÇ
2.AHMET AZİZ
3.NAFİ SELÇUK ( HANYOLU KÖYÜNDEN)
4.FATİN (İZZET AGANIN OĞLU)
5.AHMET NEŞELİ
6.AHMET ATICI
7.SABRİ DÖNMEZ
8ABDURAHMAN (İZZET AGANIN OĞLU)
9.LATİF KUSEYRİ
10.ALİ YETKİN
11.SABRİ CİVELEK
12.ŞEKİP ŞİMŞEK
12.ASIM ÜNAL














KÖYÜMÜZE ONLTINCI YÜZYIL BAŞLARINDA YAŞADIĞI KABUL EDİLEN ŞEYH AHMET KUSEYR'İ HZ. NİN KABRİ BULUNMAKTADIR .
 KENDİSİ ŞAFİİ MEZHEBİNDEN OLUP ZAMANIN SARAY TARİKATI OLARAK BİLİNEN VE OSMANLI PADİŞAHLARININ BİR ÇOĞUNUNDA TABİİ OLDUĞU HALVETİ TARİKATI MENSUBUDUR.
ŞEYH AHMET KUSEYRİ HZ.LERİNİN KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN TARARAFINDAN
ISTANBULA DAVET EDİLEREK SOHBETİNDE BULUNDUĞUNU BİLMEKTEYİZ PADİŞAH KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN KENDİSİNE OSMANLIYA VE EHLİ SÜNNETE BÜYÜK
HİZMETLERİNDEN ÖTÜRÜ ANTAKYA'VE ÇEVRESİNDE BAAZI YERLERİ ZEÂMET OLARAK VERMİŞTİR M.S.1520. dan(öncedir)
İSLAM AHLAKINI YAYMASI VE BİRÇOK TALEBE YETİŞTİRMESİ İLEDE O DÖNEMDE BÜYÜK ÜN KAZANMIŞ OLUP HALEP VE ŞAM DA DERSLER(VAAZ) VEREREK HALKIN GÖNLÜNDE SEVGİ VE SAYGIYA MAHZAR OLMUŞTUR.
ANTAKYA ÇEVRESİNDE YOLLAR, MESÇİTLER,KOPRÜLER,ÇEŞMELER YAPTIRMIŞ HALKI İRŞAT ETMİŞTİR. HALK ARASINDA DİLDEN DİLE DOLAŞAN BİRÇOK KERAMET HİKAYELERİ VARDIR DOĞUM TARİHİ H.904 ÖLÜM TARİHİ H.968 DOĞUM TARİHİ M.S.1489 ÖLÜM TARİHİ M.S.1551 OLARAK KAYDEDİLMİŞTİR BAAZI KAYNAKLAR ÖLÜM VE DOĞUM TARİHİNDE ÇELİŞKİYE DÜŞERLER ANCAK BU BENİM VERDİĞİM TARİHLER GENEL ANLAMA MUTABIK KALINAN TARİHLERDİR.
 KÖYÜMÜZ(M.S 1520 ÖNESİ ADI) ZERBENÜ KÖYÜ  İSE DAHA ÖNCELERİ MEMLÜK SULTANI BAYBARS TARAFINDAN YAPILAN FETİHDE BOŞALTILMIŞ OLAN DİGER BÖLGE HIRISTIYAN KÖYLERİNDEN BİRİDİR. ÇUKUROVA ERMENİ KIRALLIĞININ DA ORTADAN KALKMASIYLA MEMLÜKLÜLERİN SURİYE VE ÇUKUROVA SİYASETİ GEREĞİ TÜRKLERİN BİZANS AKINLARINA KARŞI UÇ KISIMLARA YERLEŞTİRİLMESİ SİYASETİ SONUCU OLMUŞTUR 1360- 1377 TARİHLERİ ARASI  ANADAOLUDAN  MOĞOLLARIN ÖNÜNDEN KAÇAN ÇUKUROVA VE ÇEVRESİDE GEZİNEN ZERBENÜ YE YERLEŞEN TAMAMEN TÜRKMEN BİR KISIM GÖÇERDİR.
 BUNDANDA ANLAŞILACAĞI ÜZERE BAAZILARININ ORTAYA ATIĞI GİBİ KÖYÜMÜZ ŞEYH AHMET KUSEYRİ TARAFINDAN DEĞİL DAHA ÖNCESİNDEN KURULMUŞ OLDUĞUDUR .
BUNU ĞÖRMEZDEN GELMEKTEDİRLER
15.YÜZYILDA BÖLGENİN ADI MASLAR OLARAK ANIMAKTA İKEN  ŞEYH AHMEDİN  PAHİŞAHLA GÖRÜŞMESİNDEN SONR ZERBENÜ ADI ORTADAN KALKARAK ŞEYHİN DİYARI(Şeyhin köyü)  OARAK ANILMAYA BAŞLAMIŞTIR.
(ZERNOVA.ZERBENÜ) KÖYÜNE ŞEYH ABDİ (ABDO)(ABDURRAHMAN) ZAVİYESİ ŞEYHİ VE MÜRİTLERİ İLE BİRLİKTE BAAZI ARAB İLERİ GELEN AİLELERİNE MENSUP AİLE FERTLERİ İLE BERABER 1464 YILINDA YERLEŞMİŞ.
BU AİLELER (10 NEFER)ÇEŞİTLİ VERGİLERDEN MUAAF TUTULMUŞ  VE BÜYÜK SAYGI  VE SEVGİ GÖRMÜŞLERDİR
BU AİLELER DEN İKİSİ TARAFIMDAN BİLİNMEKTE OLUP HALA KÖYÜMÜZ NUFUSU İÇERİSİNDEDİRLER
 BÖYLECE KÖYÜMÜZDE ÖNCE TÜRKMENLER DAHA SONRALARI ARAPLARDAN OLMAK ÜZERE İKİ MİLLETİN YAŞADIĞIDIR BU İKİ MİLLET İSLAM DİNİNİN VERDİĞİ FEYZLE KARDEŞÇE BİRLİKTELİĞİNİ SÜRDÜRMÜŞLERDİR .
İKİ MİLLET BİRBİRİNDEN KIZ ALIP VEREREK HALKIN  BÜTÜNLÜĞÜ SAĞLAMIŞ HİÇ AYRIM GÖZETMEMİŞTİR
VE ŞEYH AHMET HZ.KENDİSİNE VAKF EDİLEN ARAZİLERDE ÇALIŞTIRILMAK ÜZERE BÖLGEDE BULUNAN ARAP ALEVİ KARDEŞLERİMİZİDE KÖYÜMÜZDE  BARINDIRMIŞ BU KARDEŞLERİMİZ DAHA SONRA ADI  HAZAN KARSBELLO OLAN BOŞALTIMIŞ OLAN HİRİSTİYAN KÖYÜNE  YERLEŞEREK TAMAMEN KÖYÜMÜZDEN AYRILMIŞLARDIR AMA HALA KÖYÜMÜZ MEZARLIĞINDA ATALARININ KABRİ BULUNMAKTADIR.

 ŞEYH AHMET KUSAYR'I CAMİ VE TÜRBESİ YAPI İTİBARİYLADA DEGİL AYNI ZAMANDA, .
KENDİSİNE HİZMETLERİNDEN ÖTÜRÜ HEDİYE EDİLEN .2 ADET OSMANLI (Kanuni zam.)
 SANCAĞI İLE ORTA ASYA GELENEĞİNİ DEVAM ETİRMESİYLEDE ÖNEM KAZANMIŞTIR.
 SANCAKLARIN ZAMAN ZAMAN TÜRBE DIŞINA EHİL İNSANLARCA TÜRBEDEN ÇIRARILARAK BİRLİK BERABERLİK ANLAMINDA YÖRE HALKININ BÜTÜNLÜĞÜNÜ MANEVİ OLARAK SAĞLANDIĞI DÜŞÜNÜLEREK SANCAK ALTINDA ÖNEMLİ KARARLARIN ALINDIĞI VE HALKIN BU KARARLARA SADIK KALDIĞI SÖZLÜ TARİH OLARAK AKTARILMIŞTIR.İÇERİSİNDE SANCAK BULUNAN İDARECİ TÜRBELERE ANADOLU COĞRAFYASINDA RASTLANMAKTADIR.



ŞEYH HAZRETLERİİLE İLGİLİ TARİHLER.



YİNE BU TARİHLER DOĞULUYOR ŞEYH ABDURURAMANIN GELİŞİ YELEŞİMİ OSMALI DÖNEMİNDEN ÖNCE
BEYLİKLER ZAMANINI İÇERİSİNDE OLMUŞTUR.YERLEŞİM I464

YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİ

1.ŞEYH AHMET HAZRETLERİNİN DOGUM TARİHİ......1489
2.YAVUZ SULTAN SELİMİN ÇALRIRAN SAVAŞI 23.8.1514
25 ŞEYH HAZRETLERİ 25 YAŞINDA

3.ŞEYH AHMET HAZRETLERİNİN DOĞUM TARİHİ 1489
4.MERCİDİABIK SAVAŞI 24.8.1516 27 ŞEYH HAZRETLERİ 27 YAŞINDA


5.ŞEYH AHMET HAZRETLERİNİN DOGUM TARİHİ 1489
6.RİDANİYE SAVAŞI 22.1.1517
28 ŞEYH HAZRETLERİ 28 YAŞINDA

7.ŞEYH AHMET KUSEYRİNİN DOGUM TARİHİ 1489
8.TURNADAĞ SAVAŞI 12.6.1515
26 ŞEYH HAZRETLERİ 26 YAŞINDA

BU SAVAŞLARA KATILMIŞ OLABİLİRMİ BİLEMEM
TARİHİ VESİKA YOK AMA MİLLET SEVDALISININ GERİ KALDIGINI ASLA DÜŞÜNEMEM ZATEN DÜŞÜNÜLEMEZ.







HALVETİ TARİKATI.............


Halvet kelime anlamı itibariyle birisiyle yalnız kalmak yalnız görüşmek anlamlarına gelmekte iken terim- sel yani tasavvufi anlam itibariyle de insanlardan uzak bir mekanda Allah ile baş başa kalmak tenha bir mekanda insanlardan uzak olarak Allah'a ibadet etmek onu zikretmek kastıyla oturmak anlamlarına gelmektedir. İşte bizim bu sayıda anlatmaya çalışacağımız Halveti tasavvuf ekolünü temsil eden bir çok zevatın bu Halvet yaşamına önem vermesinden dolayı mensubu bulundukları bu tarikata HALVETİ ismi verilmiştir. Kaynakların verdiği bilgiye göre tarikatın kurucusu Ebu Abdullah Sıracettin Ömer bin Ekmülid- din Ellahici El Halveti'dir( ö:1397). Ömer El Halveti bugün İran sınırları içerisinde kalmış olan Lahicanda dünyaya gelmiş gençlik yıllarında Harizimme giderek amcası Ahi Muhammed Nurul Halvetinin (ö:1317) irşat halkasına dahil olmuştur ve ondan hilafet almış amcasının vefatıyla birlikte de onun yerine geçerek irşat faaliyetlerine başlamıştır. Daha sonra Tabriz şehri yakınlarındaki Hoy kasabasına oradan da Mısır ve Hicaza geçerek Hac farizasını yerine getirmiş Sultan Üveysin daveti üzerine Herata gelip yerleşmiş ve vefatına kadar burada irşat faaliyetlerini sürdürmüştür.
Ömer El Halveti yedi kez Hac yapmıştır. Rivayete göre; Bir gün sahrada dolaşırken içi boş bir çınar ağacı görerek erbaine niyet eder ve burada üst üste kırk erbain çıkarır. Yani 40 x 40 = 1600 gün burada yalnız başına ibadetle meşgul olur. İşte bu sebepten dolayı veya amcası ve şeyhi Nurul Halveti'nin Halveti lakabını kullanmasından dolayı bu tarikata Halveti denile geldiği de söylenmektedir.
Halveti tarikatı'nın kurucusu Ömer El Halveti olmakla birlikte tarikatı sistemleştirerek asıl hüviyetine kavuşturan kişi tarikatta Piri sani yani ikinci pir kabul edilen Seyyid Yahya Şirvani (ö:1427) dir. Halveti tarikatı Seyyid Yahya Şirvani- nin ve de onun yetiştirmiş olduğu 300’ün üzerindeki halifeleri vasıtasıyla İslam dünyasının bir çok yerine yayılmıştır.
Seyyid Yahya Şirvani Şirvan'ın merkezi Şemahşi'de doğmuştur. Soyu On iki İmamdan Musa Kazım hazretlerine dayanmaktadır. Tebriz’e gelerek Halveti şeyhlerinden Sadruddi-ni Hiyaviye intisap etmiş ve onun damadı olmuştur. Hilafet aldıktan sonra şu an Azerbaycan'ın başkent'i olan Bakü'ye giderek vefatına kadar burada irşat faaliyetleriyle uğraşmıştır. Kabri Bakü de Şirvanşahlar Sarayındadır. Seyyid Yahya Şirvani bir çok kıymetli eserler yazmış, bunlardan en önemlisi Halveti tarikatı'nın ve bütün kolları'nın evrad kitabı sayılan VİRİD-İ SETTAR dır.
Halveti tarikatı Yahya Şirvani'den sonra RUŞENİYE- Dede Ömer Ruşeni (ö:1487), CEMALİYE- Cemal El Halveti (ö:1494) , AHMEDİYE- Ahmed Şemseddin Marmaravi (ö: 1504) , ŞEMSİYYE- Şemsettini Sivasi (ö: 1597) olmak üzere dört ana kola ayrılmış, bunlardan da çeşitli alt şubeler meydana gelmiştir.
Şeyh Seyyid Yahya Şirvânî hazretlerinin halveti tarikatının yayılmasında büyük rolü olmuştur. Pîri Şeyh Ömer'in kurduğu halvetiliği yaymak için İslâm dünyasının her tarafına halifeler göndermek suretiyle tarikatı geliştirmiştir. Bu sebeple halvetîlikte 40 kadar şube kurulmuştur. Halveti dergâhlarında oku nan (Virdi Settar) ı bu zât yazmıştır.

[VİRİD-İ SETTAR]

Bismillahirrahmanirrahiym* Ya settaru ya settar* ya azizü ya ğaffar* ya celilü ya cebbaru ya mukallibel kulube vel ebsar* Ve ya müdebbiral leyli ven nehar* Hallısna min azabil kabri ven nar* İlahi üstür’uyubena* Vağfir zünubena* Ve nevvir kuburana ve tahhir kulubena* Veşrah sudurana* Ve keffir anna seyyiatina* Ve teveffena meal ebrar* Vahşürna meal ahyar* Sübhaneke ma arafnake hakka ma’rifetike ya ma’rufu sübhaneke ma abednake hakka ibadetike ya ma’bud* Sübhaneke ma zekerna hakka zikrike ya mezkur* Sübhaneke ma şekernake hakka şükrike ya meşkur* Fadlen minallahi ve rahmeten şükran minellahi ve nı’meten lillahil hamdü vel minneh* Elhamdü lillahi alat taati vet tevfiykı ve nestağfirullahe min külli zenbin eznebnahü amedin ve sehvin ve hatain ve nisyanin ve nuksanin ve taksıyr* Allahümme lekel hamdü hamden yüvafi niamike ve yükafi mezideke nahmidüke bi cemiı mehamidike ma alimna minha ve ma lem na’lem ve ala külli halin ya mühavvilel hali havvil halena ila ahsenil hal* A’dadtü li küllin hevlin la ilahe illellahü ve li külli nı’metin elhamdü lillah* Ve li külli rahain eşküru lillahi ve li külli u’cubetin sübhanellah* Ve li külli zenbin estağfirullah* Ve li külli müsıybetin innellah* Ve li külli daykın hasbiyellahü ve li külli kadain ve kaderin tevekkeltü alellah* Ve li külli taatin ve ma’sıyetin la havle ve la kuvvete illa billah* Ve li külli hemmin ve ğammin maşaellahü len yağlibellahe şey’ün ve hüve ğalibün ala külli şey’in hasbiyellahü ve kefa* Semiallahü li men dea* La ğayete lehu fil ahırati vel ula la ilahe illellahü vahdehu la şeriyke leh* Lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyün la yemutü ebeden daimen sameden bakıyen bi yedihil hayr ve hüve ala külli şey’in kadir* Ve ileyhil masıyr* Allahümme la uhsıy senaen aleyke ente kema esneyte ala zatike* Azze caruke ve celle senaüke ve la ilahe ğayruk* Errahmanü alel arşisteva lehu ma fis semavati ve ma fil erdı ve ma beynehüma ve ma tahtes sera ve in techer bil kavli fe innehu ya’lemüs sirra ve ahfa* Allahü la ilahe illa hüve lehül esmaül hüsna fed’uhü biha* Sadekallahül azıym* Hüvellahüllezi la ilahe illa hüver rahmanü celle celalühür rahiym* El- Melikül kuddusü es-Selamü el-Mü’minü el-Müheyminü el-Aziyzü el-Cebbaru el-Mütekebbiru el-Hallaku el-Bari’ü el-Müsavviru el-Ğaffaru el-Kahharu el-Vehhabü el-Razzaku el-Fettahu el-Alimu el-Kabidu el-Basitu el-Hafidu er-Rafiu el-Müızzü el-Müzillü es-Semiy’u el-Basiyru el-Hakemü el-Adlü el-Latiyfü el-Habiyru el-Halimü el-Aziymü el-Ğafuru eş-Şekuru el-Aliyyü el-Kebiru el-Hafiyzu el-Mükiytü el-Hasibü el-Celilü el-Kerimü er-Rakıybü el-Müciybü el-Vasiu el-Hakimu el-Vedudü el-Mecidu el-Baısü eş-Şehidü el-Hakku el-Vekilü el-Kaviyyü el-Metinü el-Veliyyü el-Hamidü el-Muhsıy el-Mübdiü el-Müıydü el-Muhyi el-Mümitü el-Hayyü el-Kayyumü el-Vacidü el-Macidü el-Vahıdü el-Ehadü es-Samedü el-Kadiru el-Muktediru el-Mükaddimü el-Mü’ahhıru el-Evvelü el-Ahıru ez-Zahiru el-Batinu el-Vali el-Müteali el-Birrü et-Tevvabü el-Müntekıymü el-Afüvvü er-Raufü malikül mülki zül celali vel ikrami el-Müksitu el-Camiu el-Ğaniyyü el-Muğni el-Maniu ed-Darru en-Nafiu en-Nuru el-Hadi el-Bediu el-Bakıy el-Varisü er-Raşidu es-Sabur* Ellezi tekaddeset anil eşbahi zatüh* Ve tenezzehet an müşabehetil emsali sıfatühu ve şehidet bi rububiyyetihi ayatüh* Ve dellet ala vahdaniyyetihi masnuatüh* Vahidün la min kılleh* Mevcudün la min ılletin bil cudi ma’ruf* Ve bil ıhsani mevsuf* Ma’rufün bi la ğayetin ve mevsufün bi la nihayeh*Evvelü kadimün bi la ibtida* Ve ahırun kerimün mükiymün bi la intiha* Ve ğafera zünubel müznibine keramen ve hılmen ve lutfen ve fadla* Ellezi lem yelid ve lem yuled ve lem yekün lehu küfüven ehad* Leyse ke mislihi şey’ün ve hüves semi’ul besıyr* Nı’mel Mevla ve nı’men nasıyr* Ğufraneke Rabbena ve ileykel mesıyr* Ve hasbünallahü vahdehü ve nı’mel vekil* Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym* Yef’alüllahü ma yeşaü bi kudratih* Ve yahkümü ma yüridü bi ızzetih* E la lehül halku vel emru tebarakellahü rabbül alemiyn* Ve neşhedü en la ilahe illallahü vahdehu la şerike lehu ilahen adilen cebbara* Ve meliken kadiran kahhara* Liz zünubi ğaffara* Ve lil uyubi settara* Ve neşhedü enne seyyidena muhammeden abdühül Mustafa sallellahü aleyhi ve sellem* Ve rasulühül mücteba ve eminühül mukteda şemsüd duha bedrud düca nurul vera sahıbü kabe kavseyni ev edna rasulüs sekaleyn* Ve nebiyyül harameyni ve imamil kıbleteyni ve ceddüs sibtayni ve şefiy’u men fid darayni rasulen mekkiyyen medeniyyen haşimiyyen kuraşiyyen ebtahıyyen kerubiyyen ruhıyyen ruhaniyyen tekıyyen nekıyyen nebiyyen kevkeben dürriyyen şemsiyyen müdıy’en kameran nuran nuraniyyen beşiran neziran siracen müniran sallellahü teala aleyhi ve alihi ve evladihi ve ezvacihi ve ashabihi ve etbaıhi ve hulefaihir raşidinel mürşidinel mehdiyyine min ba’dihi hususan minhüm aleş şeyhış şefikı katiliz zındıyk* Ve fil ğarir refıyk* El mülakkabi bil atıykıl imamü alet tahkıyk* Emirul mü’minine ebi bekrinis sıddıyk radiyellahü anh* Sümmes selamü minel melikil vehhabi ila emiril evvab*Zeynil ashab*Mücaviril mescidi vel mıhrab*Ennatıku bis savab*Elmezkuru fil kitab*Emirul mü’minine umerubnil hattab* Radıyellahü anh* Sümmes selamü minel melikil mennan* İla emiril eman* Habibir rahman* Camiıl kur’an* Sahıbil hayai vel iman* Eşşehidi fi hali tilavetil kur’an* Emiril mü’mininine usmanibni affan* Sümmes selamü minel melikil veliyyi ila emiril vesıyy* İbni ammin nebiyy* Kaliı babil hayberiyyi zevci fatımetez Zehra* Varisi ulumün nebiyy* Emiril mü’minin* Aliyyir radıyyis sehıyyil vefiyy* Radiyellahü anh* Sümmes selamü alel imameynil hümameyn* Es seıydeyniş şehideynil mazlumeynil maktuleyn* Eş şemseynil kameraynil bedraynil habibeynin nesibeyn* Bil kadair radıyeyn* Ve alel belais sabirayni emiral mü’minin* Ebi muhammedil hasen ve ebi abdullahil huseyn* Radıyellahü anhüma* Ve ala ammeynil kerimeyniş şecaaynil müazzameynil muhterameyn* Hamzete vel abbas* Ve ala cemiıl mühacirine vel ensar* Vet tabiıynel ahyari vel ebrari rıdvanüllahi teala aleyhim ecmeıyn* Ve sellim teslimen ve azzım ta’zıyma* Ebeden daimen hamden kesiran kesiran ila yevmil haşri vel karar* Allahümme zeyyin zavahirana bi hıdmetike ve bevatinena bi ma’rifetike* Ve kulubüna bi mehabbetike* ve ervahana bi müavenetike* Ve esrarana bi müşahedetik* Allahümmec’al fi kalbi nuran ve fi sem’i nura* Ve fi besari nura* Ve an yemini nura* Ve an şimali nura* Ve fevkıy nura* Ve tahti nura* Ve emami nuran ve halfi nura* Vec’alni nuran bi rahmetike ya erhamer rahımiyn* Allahümmestecib duaena(amin) veşfi merdana(amin) verham mevtana (amin)* La ilahe illellahü la ilahe illlellahü la ilahe illallah muhammedün rasulüllillahi hakan ve sıdka Ve salli ala külli nebiyyin ve melekin estağfirullahe estağfirullahe estağfirullah* Min cemiı ma kerihellahü kavlen ve fi’len ve amelen ve havatıran ve nazıran ve etubü ileyh* Sübhanellahi(33 defa) Elhamdü lillahi(33 defa) Allahuekber(33 defa) Velhamdü lillahi hamden kesira* Fe sübhanellahi ve bi hamdihi bükraten ve esıyla* Ve tealellahü meliken cebbaran kahhara* Ve ğaffaran settara* Sültanen ma’buden kadimen kadira* La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym* Va’fü anna ya kerimü vağfir lena zünubena ya rahmanü ya rahıymü amin*
DERLEME











KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN ....


Doğumu, : 27 Nisan 1495. Ölümü, : 6-7 Eylül 1566. Saltanatı, : 1520 - 1566.

1.KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN HALEPTE 24.11.1535
'' '' '' ANTAKYA DA 05.12.1535
2.ŞEYH AHMET KUSEYRİ D.TARİHİ 1489
46 ŞEYH HAZRETLERİ 46.YAŞINDA

PADİŞAH ANTAKYADA GÖRÜŞÜP
İSTANBULA DAVET ETİĞİ ÇAĞRIŞIMI YAPIYOR GİBİ DÜŞÜNÜLSEDE
ANÇAK BU TARİHTE MÜMKÜN GÖZÜKMÜYOR ÇÜNKÜ MASLAR ADI 1523 SONRASI KUSEYR ADI İLE ANILIYOR.
BU TAMAMEN YANLIŞTIR ÇÜNKÜ SEYHE KUSEYR MINTIKASI 1520 1523 YILARINDA VERİLMİŞKİ TAHRİR DEFTERİ BU KAYDI GÖSTERİYOR.
VE BÖLGE KUSEYR OLARAK ADLANDIRILIYOR.

İKİNCİ KEZ

1.KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN 1548-1549 TARİHLERİNDE
KIŞI HALEPTE GERÇİRDİGİNDE ANTAKYAYA İKİNCİ DEFA
UGRAMIŞTIR. 1489 ŞEYH HZ.LERİ O ZAMAN
59 YAŞINDADIR.

1.ŞEYH HAZRETLERİNİN BU ZAMANDA 59-60 YAŞLARINDA OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR.
ŞEYH HAZRETLERİNİN 62 YIL ÖMÜR SÜRDÜĞÜ DÜŞÜNÜLDÜGÜNDE Bu zamanın kuseyr ve diğer yerlerde yapmış olduğu hayır işlerine yetmiyeceğidir.AYRICA 1520 TARİHİ İLE ASLA UYUŞMMAKTADIR.


1.ŞEYH HAZRETLERİ BABASININ ÖLÜMÜNDE 36 YAŞINDA İDİ
2.ŞEYH HAZRETLERİ 62 YIL ÖMÜR SÜRMÜŞLERDİR.


2.BAZI KAYNAKLAR ŞEYH HAZRETLERİNİN 1545 YILINDA HALEPTE FERHAT PAŞAYLA GÖRÜŞTÜGÜNÜ DAHA SONRALARI ISTANBULA DAVET EDİLDİGİNİ YAZAR ANCAK ŞEYH HZ.DOGUM TARİHİNİN 1489 OLDUGU ŞEYH HZ.O TARİHTE 56 YAŞINDA .
YUKARIDA ANLATMIŞ OLDUĞUM SEBEPTEN ÖTÜRÜ BUDA MÜMKÜN GÖZÜKMEMEKTEDİR.


YİNEDE ŞÖYLE DÜŞÜNÜLE BİLİNİR PADİŞAH ANTAKYAYA GELİDİ VE ŞEYH HZ.İLE KARŞILAMA SIRASINDA TANIŞTI SOHBET ETTİ BU VESİLE İLE İSTANBULA DAVET EDİLDİGİ MANTIĞI AKLA GELEBİLİR.
EĞER PADİŞAH ANTAKYAYI İLK ZİYARET ETİĞİ SIRADA TANIŞMIŞ OLDUĞU ZAMAN ŞEYH HZ. MASLARI VERSE İDİ KUSEYR NAHİYESİ KAYITLARA 1535 YILINDAN SONRA GEÇER VE BİZ BU YORUMU MANTIKLI BULUP KABULLENİRDİK ANCAK ÖYLE OLMADIGI DAHA ACIK VE NET OLARAK BELLİDİR KUSEYR İSMİ KAYITLATDA 1523 YILINDA GÖZÜKMEKTEDİR BUDA ÇOK ÖNEMLİDİR.

1.] ANTAKYA SANCAGINI TEŞKİL EDEN ANTAKYA-KUSEYR-ALTINÖZÜ-SUVEYDİYE-ŞUĞUR-CEBELİ AKRA NAHİYELERİNİ 1523 YILINDAN İHTİBAREN HALEBE BAĞLI OLARAK GÖRMEKTEYİZ.
BAŞBAKANLIK DEVLET ARŞİVİ DEFTER 998-SAYFA22293-294

2]1526 TARİHLİ 1040 NOLU 1058 SAYFALIK TAPU TAHRİR DEFTERİNDE KUSEYR NAHYİSESİNDEN 89 KÖY 113 MEZRA OLORAK SÖZ EDİLMEKTEDİR BÖYLECE ŞEYH HAZRAELERİNİN
PADİŞAHLA 1526 YILINDAN ÖNCE GÖRÜŞME YAPMIŞ OLDUGU ANLAŞILMAKTADIR
TABİ NE ZAMAN NASIL NERDE.......
.HANGİ TÜR DAVETLE KERAMAETLERİ İÇERİSİNE GEÇEN BAHSE KONU UÇAN YAHUDİNİN PADİŞAH HUZURUNDA YERE İNDİRİLİŞİ SONRASIMI TABİ BİLİNMEZ.AMA BU EN DOĞRU TESPİT VE YAKLAŞIMDIR ÇÜNKÜ TARİHLER BUNU DOĞRULAMAKTADIR HERŞEY AÇIK GÖZÜKMEKTEDİR.
BU VESİKADAN DA ANLAŞILACAGI GİBİ AÇIIK AÇIK ŞEYH HAZRERLERİNİN SULTAN PADİŞAHLA GÖRÜŞMESİNİ


a.]1489=1523=34 YAŞINDAN ÖNCE YAPMIŞ OLDUĞU NU DÜŞÜNMEKTEYİM
b.]1495-1523-28 PADİŞAHIN YAŞIDIR.

3.]1520 DE SALTANATI ELİNE ALAN PADİŞAH.28 YAŞINDA, 1489 DOGAN ŞEYHTE 34 YAŞINDADIR.

ŞEYH ABDRURRANMANIN ÖLÜMÜ 1525 YILI OLDUGUNA GÖRE BULUŞMA BABASININ SAĞLIGINDA OLDUGUNUDA GÖSTERİYOR.??????
ÇÜNKÜ BABASI SAĞLIGINDA (33)YAŞINDA ŞEYH HZ.ni HALİFE TAİN EDİYOR VE PADİŞAHLA GÖRÜŞMESİNİNDE YOLU AÇILMIŞ OLUYOR.
YOKSA BİZİM KÜLTÜR VE GELENEKLERİMİZDE BABADAN İCAZET ALMADAN BÖYLE BİR GÖRÜŞMENİN
MÜMKÜN OLMA İHTİMALİ YOKTUR BU ZATIN TERBİYESİ VE AHLAKIDIR.
KANUNİ SULTAN SÜLEYMANIN KENDİSİNE BU BÖLGENİN İDARE VE YÖNETİMİNİ VERDİKTEN SONRA BÖLGE KUSEYR MINTIKASI OLARAK ANILMAYA BAŞLIYOR.
BU BÖLGENİN DAHA ÖNCEKİ ADININ MASLAR OLARAK ANILDIĞINI BİLMEKTEYİZ.
BİRDE KUSEYR ADININ KASIR (saray) KELİMESİNDEN TÜREDİĞİ SÖYLEMİNİ KABUL ETMEMDE SÖZ KONUSU DEGİLDİR,BU AİLENİN VE BERABERİNDEKİLERİN GÖÇ YOLLARIDA BELLİDİR KIZIL DENİZİ
GEÇEREK MISIR TARAFINA ORADANDA ANADOLUYA YÖNELMİŞLERDİR.
BU YÖNELİŞİ MEMLÜKLÜLERİN İKİYE AYRILARAK MISIR VE SURİYE MEMLÜKLLÜLERİ NEDENİNE BAGLIYA BİLİRİZ.
BU ZATIN AİLESİ ARAP YARIMADASININ TANINMIŞ KUSEYR KABİLESİNE MENSUPTUR.SOYU HZ.
ABASS'A DAYANMAKTADIR.
ABBASİ DEVLETTİNİN MOĞOLLAR TARAFINDAN ORTADAN KALDIRILMASIYLA BİRLİKTE M.S.1258 SON BULMUŞTUR MOGOLARIN ELLERİDEN KURTULAN ABBASİ AİLESİNE MENSUP KİŞİLER MISIRA KAÇARAK MEMLUKLÜLERİN EGEMENLİĞİNDE HALİFELİĞİ DEVAM ETTİRMİŞLERDİR.
ABASSI HALİFESİ ZAHİRİN OĞLU AHMET MEMLÜKLÜLERE SIGINANLAR ARASINDA OLDUĞUNDAN KENDİNİ HALİFE İLAN ETMİŞTİR.1261 BU SIGINMANIN NETİCESİ MEMLÜKLÜLERİN ELİNE GEÇEN HALİFELİĞİ İSE MEMLÜKLÜLERDE ANCAK 1517 RİDANİYE ŞAVAŞINA KADAR ELERİNDE TUTABİLMİŞLERDİR.
YAVUZ SUTAN SELİM RİDANİYE SAVAŞI SONRASI MISIRI OSMANLI TOPRAKARINA KATARAK MEMLÜK
HANEDALIGININ ELİNDE BULUNAN HALİFELİGİDE BÖYLECE SON BULMUŞTUR.HALİFELİK MISIRIN FETHİNDEN SONRA TAMAMEN OSMANLI HANEDANLIGININ ELİNE GEÇMİŞTİR

ANLAŞILMASI GÜÇ İDDİA.ŞEYH  HAZRETLERİNEN BAHSEDERLERKEN ANADOLU SELÇULLU TÜRKLERİNDEN DERLER VE SOYUNU HZ.ABBAS HAZRETLERİNE DAYANDIRILAR HZ.ABBAS TÜRKMÜYDÜ DİYE SORMAK İÇİMDEN GELMEKTEDİR.
BU BİR ÇELİŞKİDİR.HZ ABBAS ARAPTIR.

TÜRBENİN İSE ŞEYH ABDURAHMANIN ÖLÜM TARİHİ OLAN MS1525 YILINDAN SONRA YAPILDIGI  TAHMİNEN (1527)  OLARAK BİLİNMEKTEDİR
 ŞEYH ABDURRAMAHIN BURADA DEFNEDİLDİĞİ  VE AYRICA ŞEYH AHMET VE DİGER AKRABALARININ DA BURDA OLDUĞU  VE BİR MİSAFİRİN BULUNDUĞU TÜRBEDE KAYITLIDIR.
ALLAH RAHMET EYLESİN.
ŞEYH AHMED KUSEYRİ'NİN TURBESİNİN
GİRİŞ KAPISININ ÜSTÜNDEKİ KİTABE TÜRBENİN İLK ONARIM TARİHİ YAZMAKTADIR


KİTABELERDE:

A) ELFATİHA....
B) İLA RUŞİH -ŞEYH AHMED -EL KUSAYRİ
C) H.904 968
YAZMAKTADIR.
TÜRBENİN GİRİŞİNDEKİ ÜCÜNCÜ KİTABEDE İSE
ŞU BİLGİLER BULUNMAKTADIR.

A)Cedde hazâl-mekan el-mubareke
b)Eş-şeyh Ahmedbin eş-şeyh İhsan
bin eş-şeyh ahmed el fakir
c)Rahimallahufi-şehri sefer fi senete
..ahade aşere ve..

ANLAMI:

MUBAREK MEKANI EŞ-ŞEYH AHMED BİN EŞ-ŞEYH
İHSAN BİN EŞ-ŞEYH AHMED ALLAH RAHMET EYLESİN
YENİLEDİ. SENE...11.
ŞEYH AHMET KUSAYRİ NİN ÖLÜMÜ DİKKADE ALINDIGINDA DAHA SORAKİ TAMİR YILININ H.1011
M.1602 DE TORUNU AHMET TARAFINDAN ONARILDIĞI
TAHMİN EDİLMEKTEDİR.

TARİH 1851KAYNAKLI ANTAKYA VAKIFLARINDAN OLAN
ŞEYH ALİ CAMİİ VAKFI GELİR OLARAK 1724 KURUŞ GİDER OLARAK 2416 KURUŞ'A SAHİPKEN ŞEYH AHMED KUSEYRİ VAKFI 3100 KURUŞ GELİR 1155 KURUŞ GİDERE SAHİPTİ H.1260.

Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.
M.KEMAL ATATÜRK.







ŞEYH AHMET KUSEYRİ CAMİİ.





ESKİORJİNAL KİTABELERDEKİ ŞU BİLGİLERLE CAMİ TAMİRATININ 1714 TARİHİNDE
KUSAYR'LI MUHAMEDİN OGLU İSMAİLİN ADI GEÇMEKTEDİR,BU
ANLAMDA CAMİNİN 1714 YILINDA TAMİRİNİ BELGELERKEN İKİNCİ TAMİRİNİN İSE DİGER İKİNCİ KİTABEDE OLAN 1785 TARİHİNTEKİ TAMİRİ BİLDİRİLMEKTEDİR.
AHMET KUSAYR I CAMİİ İNŞAAT TARİHİNİ BELGELEYEN HERHANGİ BİR BİLGİ BULUNMAMAKTADIR.ŞEYH ABDURRAHMANIN YERLEŞMESİYLE
M.S 1464TARİHİNDEN SORA İNŞA EDİLDİGİ VE ŞEYH ABDURAHMAN (ABDİ)NIN BURAYA CAMİİ NİN 15 YÜZYILIN İKİNCİ YARISIDA İNŞA EDİLDİĞİNİ VE ŞEYH ABDURRAHMAN (ABDİ)TARAFINDAN YAPITIRILDIGINI DÜŞÜNE BİLİRİZ,
 BÖYLECE CAMİİ NİN ŞEYH ABDURRAHMAN (ABDİ) TARAFINDAN İNŞA EDİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜRSEK,
BUDA GERÇEĞE BİRAZ UZAK İHTİMAL GİBİ GELMEKTEDİR ÇÜNKÜ İLK YERLEŞİMİN 1360 İLE 1377 OLDUĞU VAR SAYILIRSA YERLEŞEN MÜSLÜMANLAR  YÜZ YILLIK ZAMANI NASIL CAMİSİZ GEÇİRE BİLİRLER O DA BAŞKA KONU TABİ,BUDA CAMİNİN ŞEYTEN YANİ ŞEYH ABDURRAHNANDAN ÖNCE OLDUGUNUN MANTİKİ İSPATIDIR CAMİ ONUN VEYA OĞLU ŞEYH AHMET ZAMANINDATADİLAT GÖRMÜŞ YENİLENMİŞ OLMASI  İHTİMALİDİR.

1.Cİ TAMİRİNİN KUSAYR LI ŞEYH MUHAMEDİN OĞLU İSMAİL'İN (1714) H.1127
2.Cİ TAMİRİNİN ŞEYH ABDULLAH TARAFINDAN 1785 H.1200 YAPILDIGINI ÖĞRENMİŞ BULUNUYORUZ.
DAHA SONRALARI YAPILAN ONARIMLARDAN HABERDAR DEGİLİZ YAKIN TARİHİMİZDE İSE CAMİNİN MİNARESİNİN (1957) ONARIMI CAMİİ GİRİŞ KAPISININ YENİLENMESİNİ ESKİ KÖY MUHTARIMIZ SN. ETHEM GÜVEN TARAFIDAN ANTAKYA ESKİ EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ BİNASININ YIKILDIGI DÖNEMDE KENDİSİ TARAFINDAN NUMARLANARAK SÖKÜLÜP KÖYÜMÜZ CAMİİ KAPISI NA MONTE EDİLDİĞİ DİNLLEDİGİM VE BİLDİĞİM MEVZUDUR.
2008-2009 TARİHLİ BAKIM YENİLENME ÇALIŞMALARI SONA ERMİŞ OLUP GAYET GÜZEL BİR GÖRÜNÜM KAZANMIŞRIR. 22.8.2009
Kaynak.Şancı YerleşimiSN.M.sılay tarafından aktarılmaktadır.
KİTABELERDE.........:
1.KİTABE
a)İnnema ya'murü mesacidallahe men amene billahi ve'l yewmi'l ahir
b)Bi... ammere haze'l mescidi'ş- şerif el mubarek şeyh.
c)İsmail ibni-şeyh muhammet el kusayrı el Halveti sene H.1127

ANLAMI:

Allahın mescitlerini ancak Allaha ve ahiret gününe iman eden kimseler imar eder.
Tevbe (9-18 ci ayet.
Bu mescidi şerifi şeyh ismail oğlu şeyh Muhammet el kusayr i Halveti imar etti sene H. 1127;
(Okuna bildigi kadarıyla)
KİTABENİN DİGER KISMI
a)Şeyh Ahmed el Halvet kad seyyideti kien tecelli'l- Ahmedi
b)........seyyid Osman ila mescidi
c)................................
d).........lilahi..........ficinan
e)Fekul kad benne İsmail hazâl mescidi.
f)Gaffarullahu veli valideyhi ve cemii-l muslim.

İKİNCİ KİTABE;

a)Bu ca ali makamı munhendim iken eyle di bünyâd.
b)Cenabı-ı şeyh Abdullah efendi müfahhirul ı-efrad
c)Seyyid şeyh ahmet el kusayrı ceddi âlası.
d)Dem âdem ruz-uşeb icre hüda ervahin eyledi dil-şad
e)Dü-şâd sal hezâ itmamıını
f)Zihi âli-makam oldu hüha'ya külli abâd
g)Tamam oldukda lütfi hak ile şükrane talih.
h)Zihi âli makam...... ubbat sene H.1200 M.1/85

AYRICA.......:
El ğavssamet sahabil makam
men iltece heyihil makam leyudam


Bu makanın sahibi gavstır.
Bu makama iltica edenler
pişman olmazlar.

BU KİTABE TAMAMEN SİLİNMİŞ OLUP BAŞ VE YA SONUÇ
DEVAMI OLABİLİR ŞİFAİ OLARAK TEMİN EDİLMİŞTİR KAYNAĞI MEVCUTTUR.



KİTABELERDEKİ......NOKTALAR OKUNMAYAN BÖLÜMLERDİR.




DULKADİRLİLER VE CAMİMİZ.....:

Koyümüzdeki cami kanatime göre osmanlı mimari tarzında olmayıp tamamen beylikler ( DULKADİR Beyliği )dönemi tarzındadır nedeni Antakya'yı YAVUZ SULTAN SELİM osmanlı topragına kattığında
yıl 1516 idi osmanlı mimari tarzı asla olamaz İlk yerleşimin müslüman türkler olarak 1360 1377 tarihleri arası olduguna göre aradaki boşluk zaman 150 yıllık bir dilimini içermektedir ne önceki türkler ve Böyle muhterem zat ve etrafının bukadar uzun süre camisiz kalamayacagını düşünmekte haksız sayılmam
Cami Dulkadir beyliği mimari tarzındadır iç görünümü önceki minaresinin şekili bakımından bunu rahatlıkla farkederiz Dulkadir beyliğinin hüküm sürdüğü 1377-1522 tarihleri arasında eğemeligi altındaki Elbistan,Andırın,Antep,Antakya ,Maraş,Adıyaman,Kırşehir, Bahçe,Harunye,v.b.gibi yerleşim yerlerine cami hanlar mesçitler hamamlar köprüler yaptırdığı bilinmektedir.
Yar.Doç.Dr.Hamza GÜNDOĞDU Hocanın DULKADİRLİ mimarisi kitabinın resimleri bunu kanıtlar bicimdedir










ÖRNEK..DULKADİRLİ






Türbeye gelince Şeyh ABRURAHMAN'nın ölümtarihi 1525 yılı oldugu nu düşünürsek ölüm tarihinden sora mezarının bulunduğu yere yapılmış ve oraya defnedilmiş olunduğu bilinmektedir bu yapının tamamen osmanlı dönemine ait oldugu söylemekte haksız sayılmam,çünkü antakya ve çevresi 1516 yılından sonra osmanlı egemenliğine girmiştir.

NOT. PORF.İSMAİL HAKKI UZUNÇARŞILI ESERLERİNDE MEMLÜKLÜLERİNDE ANTAKYA VE CİVARINDA
CAMİİ VE BAAZI ESRLER YAPTIĞIDAN SÖZ ETMEKTEDİR.











RİDANİYE SAVAŞI






MEMLÜKLÜLER 1250-1516

Eyyûbî Devleti'nin, son hükümdan olan Turanşah'in Memlûklartarafından 1250 yılında katledilerek ykılmasi üzerine, Mısır'da Memlûklar yegane söz sahibi grup olarak es-Sâlih'in dul karısı Türk asıllı Seçer ed-Dürr'ü sultan olarak seçtiler11. Böylece Mı9sır'da Türk Memlûk Devleti kurulmuş oldu. Ancak Müslümanlar bir kadının hükümdarlıgına alışık olmadiklari için, bu durum bazı huzursuzluklara sebebiyet verdi. Kisa bir süre sonra da Suriye'deki bazi Emirler isyan etti. Ayni sekilde Suriye'deki Eyyûbî ailesinin ileri gelenleri de Turanşah'in öldürülüp, üvey annesinin saltanatı ele geçirdigini duyunca isyan ettiler. Bunun sonucunda da Suriye'nin tamamı Seçer ed-Dürr'ün elinden çikarak ,.
devlet, Suriye'de Eyyûbîler ve Mısır'da Memlûkler olmak üzere ikiye bölünmüs oldu. Muhakkak ki bu durum Kahire'deki devlet erkânını çok rahatsiz etti ve böylece Seçer ed-Dürr kendisine karsı tepkilerin olustugunu fark edince kenara çekilmeye karar verdi. Daha sonra da Atabek el-Asâkir olan Aybek et-Türkmânî ile evlenerek saltanatı ona bıraktı (Haziran 1250) El-Bahriyye Memlûkler'i o sirada kendi aralarında anlasamadiklari için Aybek'in sultanligini onayladilar ve daha sonra onu istedikleri zaman tahttan indirebileceklerini düsündüler Ancak Aybek'in hükümdar olması iledurumun onların düsündügü gibi olmadigi anlaışıldı. Aybek devlet işlerini tam anlamiyla düzene koydugu gibi Bahrî Memlûkler'in nüfuzunu kirmak için onlarin başkanı durumunda olan Aktay'ı da öldürdü. Bunun üzerine de yine Bahrî Memlûkler'in ileri gelenlerinden olan Baybars, Kalâvun ve Sungur el-Askar ile birlikte diger bazı Emirler Suriye'ye kaçtı Bir süre sonra ise Memlûk sultanı Aybek, karısı olan Seçer ed-Dürr eliyle öldürüldü ve onun yerine oglu; Ali el-Mansûr geçti gerçekten moğollar Irak'a kadar gelmiş ve Abbasi Hilafetine 1258 yilinda son vermişti. Bu hassas durum üzerine küçük yaştaki sultan Ali el-Mansûr'un Saltanat Naibi olan Kutuz onu azlederek tahta oturdu (l259) Iste bu sirada Suriye'deki Eyyûbî Melikleri de Mogollarin karşısında tek baslarina Suriye'yi savunamayacaklarını farkettiklerinden süratle Msır'a gelmişlerdi. Onlar'ın bu davranışları Suriye'yi Mısır ile birleştirdigi gibi, Bu hadiseden sonra emrindeki kuvvetler ile yola çikan Memlûk Sultani Kutuz, Mogol ordusu ile Ayn Câlût'ta karşılaşmiş ve Mogollar'ı hezimete ugratarak onlara ilk yenilgiyi tattırmiştı .Ayn Câlût savaşı [1260] neticeleri Türk Memlûk Devleti'ni sonraki iki yüzyıl için, Osmanli Devleti'nin yükselişine kadar,[1516] Yakın Dogu'nun büyük devleti haline getirdi, Hiristiyanları zayıflattı ve böylece Batı Asya'da kalmış olan Mogollar'ı kisa zamanda Islâmı kabule sevk etti.
[1360-1377] Baybars'm, o yıllarda kendilerine yurt arayan Türkmenlere karşı olan tutumu ve Türkmen meselesi ile ilgili siyasetidir. Bilindigi üzere Mogol istilası sonucunda Anadolu'ya Horasan veAzerbaycan'dan pek çok Türkmen gelmiş idi. Bu şekilde gerçekleşen göçler ile Anadolu'nun Türk nüfusu yogunluk kazanmiş ve Anadolu'nun her yeri Türkmen grupları ile dolmuştu diger önemli bir kısmı ise Memlûk Devleti'ne sıgındı. Kırkbin çadırdan fazla olan bu Türkmenlere Baybars hiç düşünmeden kucak açmış ve onları Gazze'den itibaren Antakya ve Sis hududuna kadar bütün sahilbölgesine yerlestirmiş, kendilerine çogu Frenkler'den alınmiş olan topraklan ikta olarak vermişti Türkmenler zaman içersinde çogunlukla ; Ayntab, Halep, Antakya ve Trablus yörelerinde mekan tutmuşlar idi. Çukurova Ermenileri'nin elindeki toprakların tamamı, Baybars devrinden beri ittifak halinde bulunan Memlûkler ve Türkmenler tarafından tümüyle feth edilerek türkmen yurdu haline gelmiştir.
Abbasi devleti HZ.Muhammedin amcası HZ.Abbasın neslinden Ebul Abbas Abdullah tarafın
dan kuruldu.
1258 yılında Hülagü Han liderliğindeki Moğol'lar Bağdata girerek Abbasi devletine son verdi.
Son ABBASİ HALİFESİ Zahirin oğlu Ahmet Mısıra kaçarak MEMLÜKLÜLERE sığındı
böylece halifelik memlüllülerin himayesinne girmiş oldu .
Buarada abbasi halifeliğinin memluklülerin eline geçmesi sonucu mısır ve hicaz
tarafıdanda anadolu topraklarına da göç başlamış, bunun nedeni Abbasi devleti yönetiminde birçok mevki ve makamın türklerin elinde olmasından kaynaklanmıştır.

MEMLÜKLÜLER DÖNEMİNDE HİCAZ BÖLGESİNDEN KIZILDENİZ VE MISIR ÜZERİNDEN KONAR GÖÇER OLARAK İLERLİYEN KABİLELERE MENSUP BAAZI HALKLAR ZAMAN ÇERİSİNDE ANADOLU COGRAFYASINDA BULUNAN ANTAKYA AYNTAP.URFA ,SİİRT,DİYARAKIR,MARDİN YÖRELERİNDE YERLEŞİK DÜZENE GEÇMİŞLERDİR BU GÖÇLER SONUCU KUSEYRİ AİLESİ İLE BİRLİKTE BAŞKA AİLELERDE ANTAKYA ÇEVRESİNE ve KÖYÜMÜZE YERLEŞMİŞLERDİR. (ZERNOVA-ZERBENÜ)KÖYÜMÜZE YERLEŞME NEDENİ OLARAK O DÖNELERDE BÜYÜK DEPREMLERDEN ÖNCE BOL SU KAYNAKLARININ OLUŞU HAVASININ TEMİZLİĞİ ,BOL YEŞİLLİK YAYLALIK ORMANLIK OLMASINDAN KAYNAKLANIŞ OLABİLECEGİDİR.


ANKARA MİLLİ KÜTÜPHANEDE 54 ADET ANTAKYA İLE İLGİLİ ŞERİ-YE SİCİL SİCİL DEFTERİ
VARDIR BUNLARIN KAPSATIGI TARİHLER :

HİCRİ 1121 MİLADİ 1329
HİCRİ 1709 MİLADİ 1911 TARİHLERİ ARASIDIR.

CEBELİ- AKRA NAHİYESİNE BAKILDIGINDA OĞLALÇI,ZERNOVA,TEKEKÖY,KARACAAHMETLİ
ARAPLU ,CAME,SÖĞÜTOVACIĞI KÖYLERİNİN 1 ve 2 NOLU DEFTERDE BULUNMASINA RAGMEN DAHA SONRAKİ DEFTERLERDE İSE BU KÖYLERİN ADLARININ OLMADIGI GÖRÜLMÜŞ.YENİ İSİMLERLE KARŞIMIZA ÇIKMIŞLARDIR BAAZI KÖYLERİN ÇİFT ADLARLA ANILDIGI GÖRÜLMEKTEDİR
YENİ ADLAR İSE,
ŞEYHKÖY,YENİCEKÖY,HARBİ,KIRKPERÇEK OLARAK YER ALMAKTADIRLAR
DAHA YUKARLARDAKİ MAKALELERİMİZDE SÖZ ETMİŞ OLDUGUM ÜZERE KÖYÜMÜZÜN ADI ŞEYH AİLESİNİN KÖYÜMÜZE YERLEŞTİKTEN SONRA ŞEYHKÖY OLARAK ANILMAYA BAŞLANMIŞ OLMASINDANDIR.
ŞUNUDA TEKRAR BELLİRMEKTE FAYDA VAR KÖYÜMÜZÜN ZAMAN ZAMAN KUSEYR VE CEBELİ AKRA NAHİYESİ SINIRLARAIDNA GÖZÜKMESİNİN SEBEBİ ANTAKYANIN COGRAFİ ÖELLİKLERİNDEN KAYNAKLANDIĞIDIR.










YAVUZ SULTAN
SELİM.












SEKİZ YILA SEKSEN YILLIK İŞ SIĞDIRMIŞ BÜYÜK PADİŞAH
DOĞUM TAR.10 EKİM1470
ÖLÜM TAR.22 EYLÜL 1520


ÇALDIRAN SAVAŞI
Yavuz Sultan Selim, babası Sultan İkinci Bayezid ve kardeşleri ile taht mücadeleleri vererek tahta çıktığında, Osmanlı Devleti sıkıntılı bir dönem yaşıyordu. Bu bunalımlı dönemin en büyük sebebi Doğu'daki Şii-Safevi Devletiydi. Bu devletin ortadan kalkmasıyla huzur sağlanacak ve Türkistan yolu Osmanlılara açılacaktı. Yavuz Sultan Selim'in en büyük amacı doğudaki bütün Türk İslam devletlerini tek bir devlet çatısı altında birleştirmekti. Yavuz Sultan Selim, 1514 yılı baharında ordusuyla birlikte İran seferine çıktı. Osmanlı kuvvetleri, Erzincan'dan Tebriz'e doğru yürüyüşüne devam etti. Çaldıran'da 23 Ağustos 1514'te yapılan savaşta Osmanlı kuvvetleri büyük bir zafer kazanırken, Safeviler bozguna uğradılar. Şah, kaçarak hayatını zor kurtardı. Yavuz yoluna devam ederek Tebriz'e girdi. Şehirdeki birçok sanatçı ve ilim adamı İstanbul'a gönderildi. Bu zafer sonucunda Şah İsmail eski prestijini kaybetti. Bu sayede Doğu Anadolu'da Osmanlılar için bir tehlike kalmamış oldu. 15 Eylül 1514'te de Tebriz'den Karabağ'a hareket eden Yavuz'un amacı, kışı orada geçirip, baharda İran'ı tümüyle almaktı. Ancak şartlar müsait olmadığı için Amasya'ya gidildi. Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçti. Kemah kalesi alındı. 12 Haziran 1515'de kazanılan Turnadağ zaferi ile Dulkadiroğlu beyliğine son verildi. Diyarbakır, Mardin ve Bitlis Osmanlı hakimiyetine girdi. Böylece Anadolu'da Türk birliği sağlanmış oldu.

MERCİDABIK ZAFERİ
Fatih Sultan Mehmed devrinden kalan anlaşmazlık ve İran Seferi, Mısırlıların ve Safevilerin ittifak yapmalarına neden oldu. Yavuz Sultan Selim, bu ittifakın yapılacağını öğrenince Mısır seferine karar verdi. Yavuz Sultan Selim, 5 Haziran 1516'da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz günü Osmanlı Ordusu Mısır sınırına dayanmıştı. Mısır Sultanlığına bağlı Antep (18 Ağustos 1516) ve Besni (19 Ağustos 1516) kaleleri birer gün arayla teslim oldular. Ancak asıl savaş 24 Ağustos 1516'da Mercidabık'da oldu. Mısır Ordusu Osmanlıların ezici top ateşi karşısında fazla dayanamadı. Mısır hükümdarı Gansu Gavri ölü olarak bulundu. Kazanılan Mercidabık zaferi sonunda Suriye'nin kapıları Osmanlılara açılmış oldu.

MEMLÜKLER VE RİDANİYE ZAFERİ
28 Ağustos 1516'da Halep'e giren Yavuz Sultan Selim hiçbir direnmeyle karşılaşmadan şehri teslim aldı. Hama (19 Eylül 1516), Humus (21 Eylül 1516) ve Şam (27 Eylül 1516) aynı şekilde teslim olurken, Lübnan emirleri de Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler. Yoluna devam eden Yavuz 30 Aralık 1516'da Kudüs'e, 2 Ocak 1517'de Gazze'ye girdi. Mercidabık Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına Tumanbay geçti. Tumanbay Osmanlı hakimiyetini kabul etmediği gibi, barış teklifi için gelen Osmanlı elçisini öldürmüş ve Venediklilerden top ve silah alarak Ridaniye'de kuvvetli bir savunma hattı kurmuştu. Yavuz Sultan Selim, ordusuyla birlikte, ilkçağdan beri hiçbir komutanın cebren geçemediği Sina çölünü 13 günde geçerek, Ridaniye'de Mısır Ordusu ile karşılaştı. Mısır Ordusu'na, El-Mukaddam Dağının etrafını dolaşarak güneyden saldıran Yavuz Sultan Selim, bu manevra sayesinde Mısır Ordusunun yönleri sabit olan toplarını etkisiz hale getirdi. 22 Ocak 1517'de Ridaniye Zaferi kazanıldı. Bu zaferle birlikte Memlük Devleti tarihe karıştı.

HALİFE YAVUZ SULTAN SELİM
24 Ocak 1517'de Kahire alındı. 4 Şubat 1517'de Yavuz büyük bir törenle Kahire'ye girdi ve Mısır Memlüklerine bağlı Abbasi halifeliğine son verdi. Yakalanan Tumanbay idam edildi. Mısır Seferi sonunda Suriye, Filistin ve Mısır Osmanlı hakimiyetine girdi. Ayrıca Hicaz ve yöresi de Osmanlı topraklarına katıldı. Doğu ticaret yolları tamamen Osmanlıların eline geçti. Elde edilen ganimetler ve alınan vergilerle Osmanlı Hazinesi doldu. 6 Temmuz 1517'de Emanet-i Mukaddese (Mukaddes Emanetler) denilen ve aralarında Hz.Muhammed'in (S.A.V) hırkası, dişi, sancağı ve kılıcı da bulunan eşyaları, Hicaz'dan Yavuz Sultan Selim'e gönderildi. 29 Ağustos 1516'da Hilafet Abbasi soyundan Osmanlı Soyuna geçti. Yavuz Sultan Selim, Ayasofya Camii'nde yapılan bir törenle, son Abbasi halifesi Üçüncü Mütevekkil'den (kendi deyimiyle Hadim-i Haremeyn-i Şerifeyn) Haremeyn-i Şerifeyn, yani Mekke ve Medine'nin hizmetkarı ünvanını devraldı ve böylece bütün Müslümanların dini ve siyasi lideri oldu. Rivayete göre, Üçüncü Mütevekkil kürsüye çıkıp, Halifeliği Osmanlı Padişahı Sultan Selim Han'a devrettiğini açıkladı. Sırtındaki cübbeyi Yavuz'a elleriyle giydirdi. Halifelik nişanlarından sayılan kılıcı elleriyle Yavuz'un beline bağladı. Yavuz Sultan Selim, o andan itibaren Müslümanların dini ve dünyevi lideri oldu. Artık yalnız padişah olarak değil, "halife" olarak da anılacaktı ve ondan sonra gelen tüm padişahlar aynı zamanda halife de olacaklardı. Yavuz Sultan Selim, tahtı devraldığında 2.375.000 km.kare olan Osmanlı topraklarını sekiz yıl gibi kısa bir sürede 6.557.000 km.kareye çıkarmayı başardı. Devletin gelişmesi için de bir çok faaliyeti oldu. Çok düzenli çalışan bir casus teşkilatı vardı. Bu sayede ülke içinden ve dışından istediği bilgileri alan Yavuz Sultan Selim'in adam seçiminde büyük bir isabet yeteneği vardı.

ŞEYH ABDURRAHMANIN KÖYÜMÜZE BEYLİKLER DÖNEMİNDE  YERLEŞTİĞİNDE
OSMANLI DA SULTAN BEYAZIT DÖNEMİ İDİ.1403-1482

PADİŞAH YAVUZ SULTAN SELİMİN KÖYÜMÜZDE KONAKLADIGI SÖYLENTİLERİ DE VARDIR.

12.02.2009 67995
18.12.2010 1.

Hiç yorum yok :